13 Kasım 2017 Pazartesi | By: YeniAy M.

Bir Dehanın İzleri '2.Abdülhamid Han'


KÜNYE

Yazar: Talha Uğurluel 
Yayıncı: Timaş Yayınları
Sayfa: 256
Baskı Yılı: 2017 (2. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ
Osmanlı padişahlarından belki de en çok tartışılanıdır Sultan II. Abdülhamid. Kimileri “Kızıl Sultan” diyor, kimileri “Ulu Hakan”… Siyasi hayatı ve tercihleri sürekli tartışılıyor. Ve bu tartışmalar, daha ziyade sancılı saltanat yıllarındaki siyasi olaylar, anlaşmalar, yürütülen “denge politikası” üzerinden yapılıyor.
Peki şimdi, kişisel hayatı ve bıraktığı eserler üzerinden "insan Abdülhamid"e doğru bir yolculuğa ne dersiniz? Talha Uğurluel, Sultan II. Abdülhamid’in kişisel tarihindeki detaylar üzerinden İmparatorluğun son günlerini anlatıyor.
- Sultan II. Abdülhamid hangi tarikata mensuptu?
- Annesizliğini kimin şefkatli kucağında avuttu?
- Çok erken vefat eden kardeşlerinin hatıralarını nasıl yaşattı?
- Şehzdazeliğinde, saltanat yıllarına nasıl hazırlandı?
- Hamidiye Şişli Etfal Hastanesi’nin arkasındaki acılı hikâye neydi?
- Kudüs’teki Yafa Kapısı’nı neden yıktırdı?
- Louis Pasteur’e Mecidî Nişanı’nı neden verdi?
- Bir selam-ı şahâne ile emperyal İngiliz siyasetini nasıl engelledi?
- Yıldız Sarayı’ndaki marangozhanede sanatkâr elleriyle neler üretti?
- Tartışılan II. Abdülhamid- Mehmet Âkif ilişkisinin iç yüzü neydi?
- Ziya Paşa ve Namık Kemal, Abdülhamid’in çağrısı üzerine vatanlarına dönerken Prens Sabahaddin ve Mahmud Celaleddin Paşa anlaşmamakta neden ısrar etti?
Talha Uğurluel, Sultan II. Abdülhamid Han’ın gayri resmi tarihini gün yüzüne çıkarıyor, “Bir Dehanın İzleri”ni sürüyor.
Talha hocamın müdavimlerinden biri olarak, bu güzel kitabı es geçmem mümkün değildi. Yine de bir anlığına "Acaba almama gerek var mı?" diye düşünmedim değil, zira bir ara Abdühamid Han hakkında baya bir kitap okumuştum, haliyle ihtiyacım var mı diye sorguladım ama sonra Talha hocamın en bilinmedik, en nadide anekdotları paylaşması ile ünlü olduğunu hatırlayınca o güzel anlatımıyla bu kitabı okumak istedim. Nitekim hocam beni yanıltmamış da!

Kitap, Abdülhamid Han'ın geleneksel savaş/siyasi eylemlerinden ziyade onun kişiliği, özel uğraşları ile Sultan Abdülhamid Han değil de Abdülhamid'in kendisini gözler önüne seren güzel bir çalışma olmuş. Kitap çabuk bitti ve her zamanki gibi daha fazlasını istedim, doymadım maalesef. Yani neredeyse yazar, az buçuk bilgi paylaşmış da kalanı yeni kitaplara mı saklamak istemiş, ne iş? diye düşündüm ki şöyle bir baktım yeniden yooo, öyle az buçuk bilgi yok. Konu ilgi çekici, anlatım da harika olunca işte böyle insan doyamıyor. :) Neyse ki kitabın başında da devamının geleceğini belirtmiş yazar. Buna sevindim. :)

Şahsen Abdülhamid hakkında ne kadar çok şey öğrenirsem ona karşı hayranlığım da bir o kadar artıyor. Babamın "Yanlış zamanda doğmuş, büyük ve iyi bir padişah." dediği bu hünkarı herkesin -bilhassa siyasilerin/diplomatların- çok daha iyi tanıması ve eylemleri ve düşünceleri üzerine çözümleme yapması gerektiğini, onu örnek almaları gerektiğini düşünüyorum. Zaten onun dönemini okuyup da günümüz ile paralel olayların meydana geldiğini görmemek için kör olmak gerekir. Beni şaşırtan noktalardan biri de bu ayrıntı olmuştur; demek ki oyunlar 100 yıl sonra da 150 yıl sonra da hep aynı, biz hiç değişmediğimiz için hep oyuna gelmişiz. Adamlar da haliyle hep aynı olta yemiyle bizi avlamış!

Hünkarın özel uğraşları, benim en çok ilgimi çeken noktalardan biri oldu; sanat/zanaat ve spor anlamında da kendini geliştirmeye özen gösterdiği aşikar; doğa ve hayvan sevgisi de eklenince ideal bir kişilik haline geldi benim için. Kitabın son bölümü ise beni hüzünlendirdi; açıkçası sorgulama yeteneğim geliştiğinden beri içimi acıtan bir hadise olmuştur. Maalesef tarihi değiştiremeyiz ama tekrarının önüne geçebiliriz. İnşallah bu millet bir daha ecdadına böyle sırtını dönmez!

Kitabı herkese tavsiye ederim, Talha hocam her zamanki gibi su gibi anlatmış.


                                                                   (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)


Yazarın okuduğum diğer kitaplarının yorumları:


Talha Uğurluel: Osmanlı'nın Şifreleri
Talha Uğurluel: Selçuklu'nun Şifreleri
Talha Uğurluel: Tarih Tıbbı Konuşturdu - 1(*)
Talha Uğurluel: Tarih Tıbbı Konuşturdu - 2 (*)
Talha Uğurluel: Dünyaya Hükmeden Sultan: Kanuni(*)
Talha Uğurluel: Dünyaya Hükmeden Sultan-2: Kanuni'nin Akıl Oyunları(*)
Talha Uğurluel: Çanakkale Savaşları ve Gezi Rehberi

12 Kasım 2017 Pazar | By: YeniAy M.

Bitmeyen Aşk


KÜNYE


Yazar: Gail Carson Levine
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 256
Baskı Yılı: 2009(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ
Aşık olmak kolaydır...
Günlerinin sayılı olduğunu bilen Kezi için bile aşık olmak kolaydı. Her ne olursa olsun, Akkan Rüzgar Tanrısı Olus'a sırılsıklam aşık olması kaçınılmaz olan kezi'nin aşkı daha yeni bulmuşken ölümü kabul etmesi ise zor olacaktır.
Olus açısından bakıldığındaysa, Rüzgar Tanrısı'nın,Hyte şehrinin ölümlü güzeli olan yetenekli dansçı ve halı dokuma ustası Kezi'ye aşık olması da kolay olacaktır. Ancak Kezi'nin ölüme yaklaştığını görmek onun için dayanılmaz hale gelir.
Aşk, Kezi'ye kaderiyle savaşma arzusu verirken Olus da korkularıyla yüzleşme gücü kazanır. Kezi kaderini sorgulayarak karanlık yerlerde doğruyu aramaya başlar. Ama tek taraflı çaba yetmez ve Olus da kendi sınavının acısını çeker. Ayrı ayrı yerlerde, demir ağlı örümcekler, ölüler diyarının zalim hükümdarı, gizemli Kader Tanrısı ve Akkan tanrılarının sınavlarıyla mücadele etmeye başlar. Eğer başarılı olurlarsa, birlikte olacaklardır; başaramazlarsa, Olus bir kayıpla yüzleşecek ve Kezi en yüce fedakarlığı yapmak zorunda kalacaktır.

Tanıtım yazısı hikaye hakkında yeterli bilgi verdiği için ben doğrudan kurgunun kalitesi hakkında yorum yapacağım. Açıkçası romanı beğenmedim; 1. tekil şahıs, şimdiki zaman dilimi kullanılmış(geliyorum, gidiyorum, yapıyorum, görüyorum şeklinde olmuş hep) ve bu da benim tercih edeceğim bir zaman kalıbı değil; çevirenden mi kaynaklı yoksa yazarın kendisinden mi bilmiyorum; Uyumsuz serisi de bu şekildeydi ama kurgu güzel olduğu için, fazla göze batmıyordu ama maalesef bu kurgu yalın, düz ve üstün körü bir şekilde tasarlanmış; her şey oldu bittiye geliyor. Betimlemeler deseniz minimum seviyede tutulmuş. Genel olarak başarısız bulduğum bir çalışma, wattpad'de bile bundan kat ve kat güzel kurgular ve yazım dili kullanılmış romanlar var, buna harcanacak zamanı onlara verseler daha iyiymiş. Biraz ağır eleştirmiş olabilirim ama gerçek bu.

Şahsen kapak resmini de beğenmedim, biraz daha özenli ve daha ilgi çekici olsaydı keşke, epsilona yakışmıyor böyle kapaklar. Bu kitabın yazarının New York en çok satanlar listesinde olması ama Türkiye'de bu kadar ilgi görmemesi bana bir kez daha her yazarın ya da yazdığının 'best seller' olmaya layık olmadığını da hatırlatıyor aslında. Kaldı ki zaten x ülkede çok sattı diye bizim ülkede de satacak diye bir kaide yok ama her kitabı da alıp çevirmediklerine göre beğeneceğimizden emin oldukları kitaplara yatırım yapıyorlar. Büyük olasılıkla yayınevi için de hayal kırıklığı uğratan bir kitap olmuş olmalı. Hikaye içeriğine vs. bakınca nasıl böyle bir hata yapmışlar şaşıyorum. Verdiğim paraya da harcadığım zamana da değmedi.

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

31 Ekim 2017 Salı | By: YeniAy M.

Ruhun Deşifresi




"Yeteneklerimizi Kısıtlayan Duyularımızın Eseri Olmamak İçin..."



KÜNYE

Yazar: Mehmet Ali Bulut
Yayıncı: Hayat Yayınları
Sayfa Sayısı: 336

Baskı Yılı: 2016(36. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ

Bu kitap, bir yeniden ayağa kalkma kitabıdır. "İnsan-ı kâmil"e giden yolun bir egzersizidir. Mevcut insan varlığımızla medeniyet kurma imkânımızın kalmadığına inanan yazar, medeniyet kurucusu olabilecek insan tipinin yeniden inşası denemesine girişir bu eserinde. Bu eser aynı zamanda, "akıl midesi"nin sağlıklı beslenmesi üzerine yapılmış bir çalışmadır. 

Bu kitapla; 
Yeteneklerimizi kısıtlayan duyularımızın hapishanesinden kurtularak,
Beynimizin kapasitesini ve potansiyelini keşfederek, 
Uçsuz bucaksız bir deniz gibi olan zekâmızı ve zihnimizi tanıyarak,


Hafızamızın ve düşüncemizin sınırlarını zorlayarak ruh-beden ilişkisine yolculuk yapacağı


Benim elimdeki kitap, ilk baskısı; yıllar evvel aldım ama kendimce sebeplerden -daha sonra okurum- diyerek yarım bıraktığım ama ancak şimdi geri dönüş yapabildiğim kitabı sonunda yorumlamak nasip oldu. Şükür Rabb'ime. Mehmet Hoca'nın yorumlayacağım ikinci kitabı ama satın aldığım ilk kitabı. :P Başlayalım.

Öncelikle kitabın ilk basım, yani 2008 yılına ait olduğunu (haliyle başka bir yayınevinden) belirtmek isterim. O zamanlar 12 liraya almışım, şimdi 20 tl olmuş. Net fiyatı daha düşük elbette. :)

Kitap, aslında özünde insanın kendisini ve kabiliyetlerini fark etmesini/tanımasını amaçlamış. Yazar, bunca yıldır, gerek çevre gerekse yaşadığımız olumsuz tecrübelerin getirdiği basmakalıp yanlış ve hatalı bakış açısını düzenleyip, daha doğru ve olumlu bir bakış açısına çevirme gayretinde. Yer yer şüpheyle yaklaştığım veya katılmadığım birkaç kısım olsa da genel olarak faydalı bilgilerin olduğu kanaatindeyim. Sizi bilmem ama kitabı okuduğum dönem biraz huzursuz ve üzüntülü olduğum bir döneme denk geldiğinde faydasını gördüm, yanlış olduğunu fark ettiğim bazı düşünce tarzımı değiştirmeye çalıştım, şimdi daha iyiyim hamdolsun Rabb'ime. Hocama vesile olduğu için teşekkür ederim. İnşallah kitaptaki tavsiyeleri uygulamayı başarırım ve ben de hayalini kurduğum izleri bırakır, öyle göçer giderim bu alemden hayırlısıyla. :)

Kitap dili genel olarak sade ve anlaşılır (bazı bilinmeyen ya da az bilinen kelimeler de var ama o kadarını netten bakıp öğrenebilirsiniz.). Konular, başlıklar haline ayrılmış. Güzel ve başarılı bir çalışma bana göre. Okumanızı tavsiye ederim.


(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
11 Ekim 2017 Çarşamba | By: YeniAy M.

100 Soruda Endülüs Tarihi




"800 yıllık bir Dünya medeniyeti!"



KÜNYE

Yazar: Vural Türkmenoğlu
Yayıncı: Titanic Yayınları
Sayfa Sayısı: 208

Baskı Yılı: 2017
TANITIM BÜLTENİ


İslamiyet’in doğuşunun 100. yılında Müslüman mücahidler Tarif Musa komutasında 500 kişilik bir keşif heyetiyle Endülüs diye anılan İspanyol topraklarına ayak bastı. Müslümanların Avrupa macerası, son İslam Devleti Nasriler’ in sultanı XII. Muhammed’ in, Badol Tepesi’nden göz yaşlarıyla hazin ayrılışına kadar geçen yaklaşık 800 yılı ve inşa ettikleri muhteşem medeniyet insanlık tarihinde derin izler bıraktı. İşte bu kitap, Ġslam’ ın Avrupa’ da ki 800 yıllık serüvenini kısaca ele alıyor.

Endülüs Emevi Devleti, tartışmasız İslam tarihinin en gözde ve en değerli tarihi taşıdır. Dile kolay Avrupa kıtasında, İspanya'nın güneyini kapsayan 8 asırlık bir devletten bahsediyoruz ki bu sınırlar zaman zaman Fransa'ya kadar uzanıyor.

Endülüs Devleti, ülkemizde çok fazla üzerinde durulmayan, tanıtılmayan ama incelense gerek siyasi gerek sanat ve bilimsel tarihi açısından bizlere çok şey katacak muazzam bir kültürel hazine. Keşfedilecek o kadar şey var ki nereden başlamalı şahsen ben bilemiyorum. 

Sayın Vural TÜRKMENOĞLU, 100 Soruda Endülüs Tarihi kitabı ile bize bu büyük ve kıymetli devleti tanıtmış, elbette kendisinin de söylediği gibi 8 asırlık bir devleti, tek ciltlik birkaç yüz sayfalık kitaba sığdırmak mümkün değil ama en azından bu devlet ile tanışmak için güzel bir giriş niteliği olmuş. 

Kitap, 800 yıllık tarihi özetler nitelikte; ne zaman ve nasıl kuruldu; kimler tarafından kuruldu; hangi devreleri yaşadı; neden ve nasıl yıkıldı; kültürel ve bilimsel katkıları ne oldu; kimleri yetiştirdi? gibi nice soruya cevabı var. Bir süredir merak ettiğim bir konu olduğu için kitap elime geçtiğinde memnun oldum, kendisi ile tanıştığım için mutluyum ve buna vesile olan Vural Hocama da teşekkürlerimi bir borç bilirim.

İçerik ve bilgiler çok güzel ve bilgilendirici ama kitabın bir kusuru var ki fazla göze battığı için bunu dillendirmem gerek; o da imla/dil bilgisi hatalarını biraz fazla barındırması. Yayınevinin 2.baskıda muhakkak kitabı bu yönden tekrar gözden geçirmesi ve bu hataları gidermesi gerekmekte. Sonuçta değerli bir içeriğe sahip kıymetli olduğuna inandığım bir kitap; böyle basit hatalarla gölgelenmemeli.  



(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)


29 Eylül 2017 Cuma | By: YeniAy M.

Kök Tengri'nin Çocukları




"Avrasya Bozkırlarında İslam Öncesi Türk Tarihi"




KÜNYE

Yazar: Ahmet Taşağıl
Yayıncı: Bilge Kültür Sanat
Sayfa Sayısı: 368

Baskı Yılı: 2013(1. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ

Türkler… Esir düştüler, savaştılar, barıştılar… Uzak Asya’dan Akdeniz’e kadar uçsuz bucaksız bir coğrafyaya yayıldılar. Devletler kurdular, devletler yıktılar. Çin’e aman vermediler. Birçok farklı isimle anıldılar, farklı dinlere inandılar. Çok büyük bir medeniyet yarattılar. Başka medeniyetlerin yükselmesine katkıda bulundular. Hepsi de masmavi Gökyüzünün (Gök-Tanrı’nın) altında buluştular.

Türkler kimdir? Nereden gelirler? Hangi dinlere inanırlar? Tarihleri ne zaman başlar? Nasıl teşkilatlandılar? Ve en önemlisi nasıl bu kadar başarılı oldular?

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, bu kitabında yukarıdaki soruların ışığında Orta Asya’dan Avrupa’ya kadar yayılan Türklerin İslamiyet öncesi tarihlerini bütüncül bir şekilde okuyucuya sunuyor. Karmaşık gibi görünen bir tarihi yalın şekilde anlatan, örneği az rastlanır bir çalışma...

Öteki Gündem programından kazandığım (ve çok istediğim) ilk kitap. Bitirmem biraz zaman aldı ama şükür ki bitti. Ahmet Hoca'nın bu değerli çalışması; İslam Öncesi Türk Tarihinin güzel bir özeti olarak karşımıza çıkıyor. 

Başlamadan önce bize Eski Türkler döneminde zaman, mekan ve yaşam kültürünü anlatarak genel bir tanıtım sunmuş. Sonrasında bilinen ilk Türk devleti ile başlamış; Büyük Hun İmparatorluğu. Ardından Göktürkler ve diğerleri ile devam ederek Doğu-Avrupa Türk devletlerine kadar her birini yazmış, çizmiş ve anlatmış. 

Genel olarak hep doğu Türklerine odaklandığımdan batı Türkleri hakkında -doğuya nazaran- çok fazla bilgi sahibi değilim ve doğal olarak batı Türkleri(bilhassa Batı Hunlar) benim daha çok ilgimi çekti. Biraz bu konuda açlığım varmış, gördüm. Atilla dönemi başta olmak üzere Batı Hunlarını daha yakından tanımak istiyordum bir süredir. İskiler de buna dahil ama yazar, fazla kaynak olmadığını belirtmiş; üzücü. 

Kitabın sonunda -özellikle tarihi roman yazanlar için- faydalı olacak Türk kronolojisi eklenmiş ve devletlerin hangi boylardan oluştuğuna dair tablolar da var.

Oldukça bilgilendirici ve güzel bir çalışma olmuş. Dili ne ağır ne de çok akıcı diyebilirim; ikisinin ortası. İslam Öncesi Türk Tarihini merak edenler için güzel bir giriş olmuş, tavsiye ederim. Siyasi/Savaş kültürü dışında yer yer sosyal ve sanat yönlerine de değinilmiş ama dediğim gibi kitabın geneli her şeyin bir özeti şeklinde. Aslında sanat/kültür çalışmaları fotolar ile desteklense idi güzel bir ayrıntı olurdu kitapta. Bir de Avarların vs. çok güçlü bazı savaş araçlarından vs. bahşetmiş yazar ama onların ne olduğuna değinmemiş, bu beni merakta bıraktı. Belki kaynaklara geçmediği için belirtmemiştir...

Kendisine bu değerli eser için teşekkür ederiz. :)

DİPÇE: Sayfa sayısı böyle bir kitap için gözünüze az gelebilir ama kitap, olağan kitap boyutlarının üstünde; bilginize. Ayrıca benim elimde 9. baskısı var ve kitap şimdiden 10. baskıyı görmüş. :)


(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)



17 Eylül 2017 Pazar | By: YeniAy M.

Buz ve Ateşin Şarkısı 5 - Ejderhaların Dansı


"Westeros'un kuzeyinde hava iyice soğumaya başlarken; Essos'da hava ısınıyor!"


KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 1232
Baskı Yılı: 2013(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ
Kötülüğün yükseldiği bir vakitte olaylar; kanunsuzların, rahiplerin, askerlerin, derideğiştirenlerin, asillerin ve kölelerin büyük roller oynadığı bir sahnede geçmektedir. En zorlu dans, Ejderhaların Dansı başlamaktadır.

Daenerys Targaryen, toz ve ölüm dolu topraklar üzerinde hüküm sürmektedir. Tyrion Lannister, yeni müttefikler edinmiş, bilinmezlerle dolu bir serüvene çıkmıştır. Donmuş kuzeyde Jon Kar, Sur'un ötesinden gelen buzdan düşmanlarla ve en yakınları arasından hasımlarla karşı karşıyadır.

Yedi Krallık'ın akıbeti, uçurumların kenarındadır...

Ve işte benim en sevdiğim kitap! Seri boyunca en çok 5. sevdim(1. de ikinci sırada yer alıyor.). Bol bol Jon'u görüyoruz ve dahası onun Lord Kumandan olduktan sonraki karakter değişimi(olgunlaşması vs.) çok güzel yansıtılmış. Artık genç kumandanımız büyüyor! Jon, ötekilerin geldiğinin farkında ve elinin altında harabeden bir Sur var; dahası Stannis'in askerleri ve esir edilen yabanılların bir kısmını da sayar ise ileride açlık tehlikesi de mevcut. Bunlardan daha önemlisi Jon, kız kardeşi Arya'nın Bolton piçi ile evlendirildiği haberini alır ve durum iyice içinden çıkılmaz hale girer(elbet biz onun Arya olmadığını biliyoruz.). Ayrıca Theon POV'ları sayesinde Arya(sahte) ve Piç'in bölümlerini vs. de görüyoruz.

Dany ciddi bir sıkıntı içerisinde zira Meeren'de işler yolunda gitmiyor; Harpiyan'ın Oğulları sonu gelmeyen cinayetler ve başkaldırmalar ile Dany'nin saltanatını zora sokuyor. Tyrion ise onun yanına gitmek için yola çıkmış bile. Yolculuğa Varys'ın eski dostu olan Volantisli bir peynir tüccarı(1. kitapta Dany ve abisine yardım ettiğini görmüştük) vesilesi ile başlıyor ve bu yolculukta hiç umulmadık bir karakter ortaya çıkıyor; işler baya değişecek gibi.

Jaimie, Brinnie ile buluştuğundan beri ortalıkta değil ve Cersei, İnanç takipçileri tarafından hapis edilmiş durumda ve kurtulması için bazı itiraflarda bulunması gerekmekte. 

En başta da söylediğim gibi en sevdiğim kitap bu oldu ve oldukça heyecanlı bir yerde bitti; bilhassa Jon'un sonu baya yürek kanatan cinsten(mecaz kullanmıyorum :D ). Onun kız kardeşine düşkünlüğünü okumak güzeldi, zaten ikisi de seri boyunca birbirlerini 42/48 defa düşünmüşler. Diyeceksiniz ki bir de oturdun saydın mı? Yok yav, başkası üşenmemiş saymış. Neden? Şey, aslında bu da ayrı bir kuram. :P (Seri, dizideki gibi ilerleyecek ise bu ikisi aslen ku.... haydi diziyi izlemeyenler için demiyorum. :D ).

Serinin bitmesine 2 kitap kaldı ve yazar, 6. kitabı 6 senedir yazıyor. Bitirmekten de aylarca uzakmış dede efendiye bak hele! Birkaç ön okuma niyeti ile bölüm paylaştı ama o kadar uzun sürdü ki kitabın bitmesi yetmez oldu haliyle. 2018 çıksa inşallah, ya o ölecek ya biz bu gidişle.

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

Buz ve Ateşin Şarkısı 4 - Kargaların Ziyafeti

"Kral'ın Şehrinde dengeler değişiyor!"


KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 1008
Baskı Yılı: 2012(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ
George R. R. Martin, imgesel kurguya yeni bir soluk getiren abidevi serisinin uzun zamandır beklenen dördüncü cildi Kargaların Ziyafeti ile şaheserine devam ediyor.

Yedi Krallık'taki çetin mücadelelerde hayatta kalmayı başaranlar, emelleri için yeni savaşlara girişir. İnsan suretindeki kargalar, ziyafet için bir araya gelerek yeni komplolar hazırlar ve tehlikeli ittifaklar kurar. Asiller ve sıradan insanlar, askerler ve büyücüler, katiller ve bilgeler; bahtları ve elbette hayatları uğruna bir araya gelir...

Kargaların ziyafetinde çoğu misafirdir fakat azı nefes almaya devam edebilecektir...

Kargaların Ziyafeti, serinin 4. kitabı olma şerefine nail olmakla birlikte ağırlıkta Kralın Şehrinde olan bitenlere odaklanmış. Sur ya da Essos hakkında hiçbir POV yok, haliyle Jon ya da Dany veyahut Tyrion hakkında neler olmuş bitmiş bilmiyoruz. Sur ile ilgili sadece Sam'in bir POV'u ile Jon'u bir kez görüyoruz ama sonrasında o da yok. Doğal olarak Jon Snow'un olmadığı bir kitap, benim için en sıkıcı kitap olmaya aday. Onsuz olmaz kardeş, cidden hoşlanmıyorum onsuz bir şeyi. Haliyle serinin acı-tatlı sonu Jon'suz olur ise bundan da hoşlanmayacam George dede, anladın? :D

Evet, 3. kitap baya korkunç olaylara gebe olmuştu ; Ygritte öldü(umurumda değilsin kızım), Robb korkunç bir şekilde öldü(üzdü), Joff öldü(çok sevindik) ve evet, Tywin de öldü(baya rahatladık Stark destekçileri olarak. Aferin Tyrion.).

Cersei POV'ları sayesinde hem onun geçmişi hem de Robert hakkında hatta Lannisterlar hakkında kayda değer bazı şeyler öğreniyoruz, bu açıdan Cersei POV'larını sevdiğimi söylemem gerekir. Sam POV'ları ile Braavos'u ve Hisar'ı gördük; Arya da hala orada ve eğitim görmeye devam ediyor; onu da gördük(zaten o da olmasa kitap toptan bayabilirdi beni; Jon'dan sonra desteklediğim 2. karakter). 

Jaimie POV'ları sevdiğim bölümlerden oluşmakta, karakter ve geçmişi hakkında gene güzel şeyler öğreniyoruz. Brinnie ile kurduğu saygı/dostluk ilişkisi neticesinde biraz adam olmuşa benziyor ve iç muhasebe yapıp duruyor. Bu arada bu kadının povları çok sıkıcı geldi hızlı hızlı geçtim. Dorne sahneleri de gördük ki Prens Doran hiç de sandığımız gibi bir adam değil, bunu göreceğiz. :)

Genel olarak(Jon olmasa da) güzel ve entrika dolu bir kitap olmuş. Yazarın kurgu ve betimlemeleri her zamanki gibi güzeldi. Siz bunu okurken ben 5. kitabın yorumunu yazacağım. :)


(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)



Buz ve Ateşin Şarkısı 3 - Kılıçların Fırtınası


"Kılıçların gölgesinde kanlı geceler devam ediyor!"



KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 1232
Baskı Yılı: 2012(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ
George R. R. Martin'in muhteşem serisi, Kılıçların Fırtınası ile modern fantastik edebiyatın istisnai başyapıtlarından biri konumuna geliyor, imgesel kurgunun büyük eserleri arasındaki yerini sağlamlaştırıyor. 
İktidar mücadelesindeki beş savaşçıdan birinin ölmüş, bir diğerinin gözden düşmüş olmasına rağmen savaş tüm şiddetiyle sürmektedir. Yedi Krallık'ın zor durumdaki hükümdarı Joffrey, Demir Taht'ta oturmaya devam etmektedir. En amansız düşmanı Stannis, takip ettiği büyücü kadının kurbanı olmuş ve bozguna uğramıştır. Nehirova'daki Genç Robb, Kuzey'e hükmetmekte; Daenerys yaşayan son ejderhalarla beraber kana bulanmış bir kıtayı katetmektedir. Rakipler son hesaplaşma için harekete geçerken büyük bir yabanıl ordusu, efsanevi Ötekiler'le birlikte medeniyetin merkezine doğru ilerlemektedir. 

Serinin 3. kitabıyla birlikte Westeros ve Essos'a geri dönüyoruz. Kral Joffrey (Lannisterlar) ve Robb Stark arasındaki mücadele hızla devam ederken; Kuzeyin Kralı, Freylere verdiği sözü dayısı aracılığı ile gerçekleştirme niyetiyle harekete geçerken sancaktarlarından Karstark'ların desteğini kaybetmeye neden olacak bir hamleye imza atacaktır. 

Jaimie Lannister hala Kral'ın Şehrine dönmeye çalışmaktadır ama bu yolculukta ağır bir kayıp verecektir. Lakin kendisini ciddi bir değişimin ortasında bulduğunu ve bu kaybın ve bir senelik esaretin olumlu bir etkisi olacağını söylemek güç değil. 

Dany ise Essos'da köleleri serbest bırakma arzusu ile hareket ederken ejderhaları gibi destekçileri de büyümeyi sürdürmekte ama bir o kadar da düşman kazanmaktadır. 

Jon Snow ise Yabanılların arasından kaçarak Castle Black'e geri döner ve saldırı haberini vererek kara kardeşliği bilgilendirir ama bazıları onun bir hain olduğunu ileri sürerek cezalandırılması gerektiğini düşünür.

Stannis ise Karasu felaketinden sonra kızıl rahibenin tavsiyesi ile kuzeye; Sur'a yürüyecek.

Tyrion için ise işler pek iyi gitmiyor; ailesi ile arası ciddi bir şekilde geriliyor ve kopma noktasına geliyor. Hatta kellesi her zamankinden daha çok tehlikede desek yeridir.

Kitap boyunca sayfaları çevirmekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz ve evrenin o büyülü havasını içinize çekerek daha fazlası için yalvarıyorsunuz. Betimlemeler, anlatım tarzı ve kurgunun harikalığına kusur bulmak mümkün değil ama editörlerin imla konusunda biraz daha özenli olmasını isterdim. Serinin geneli boyunca bu konuda bana göre özensiz davranılmış. Epsilon gibi bir yayınevinden 1. sınıf iş beklediğimden bu eksi bir özellik olmayı sürdürüyor.


 
(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)




13 Haziran 2017 Salı | By: YeniAy M.

Yazma Sanatı ve Yazma Teknikleri


"Yazma sanatını temelden öğrenmek istemez misiniz?"


KÜNYE

Yazar: Selçuk Alkan
Yayıncı: Az Kitap
Sayfa: 144
Baskı Yılı: 2017(1. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ
İyi bir yazma işlemi, anadilimizde düşünülen şeyleri doğru, anlaşılır, etkili ve sistematik bir şekilde kâğıda dökmektir aynı zamanda. Bu nedenle yazmak, aynı zamanda düşünce becerisini de geliştirmeye yol açar. Herkes yazı yazar ama düşüncelerini bir sisteme koyup, gerçekten ifade edilmek isteneni doğru sözcüklerle eşleştirip kâğıda dökebilenler gerçek anlamda yazı ortaya koyarlar. Yazma işlemi, öncelikli olarak iyi bir dil becerisini gerektirir. Bunun hemen ardından, düşünceleri, fikirleri, duyguları planlayabilme, bir araya getirebilme, birbirine dönüştürebilme ve tüm bunları tekrar gözden geçirme gibi birtakım bilişsel kontrol yeteneği de gerektirir. Bu anlamda yazmak, üst düzey düşünmeyi gerektiren bir faaliyet olarak da anlaşılabilir. Yazdıkça öğreneceksiniz ve her yazdığınız, bir öncekinden daha güzel olacak. Hatta ilk yazdıklarınızı beğenmemeye başlayacaksınız. Bir yazar, kendi yazdıklarını beğenmemeye başlamışsa, doğru yoldadır demektir. Çünkü daha iyisini yazacaktır, bunun için gayret edecektir. Gelişim bir ömür boyudur; ilim, beşikten mezara kadardır. “Ben oldum, ben çok iyi yazarım” deyip kenara çıkanlar değil, her daim kendini geliştiren, daha iyisini yazmaya çalışanlar, yazarlık dünyasında kalıcı oluyorlar. Belki bir yazar olmak istiyorsunuzdur kim bilir? Size bir sır vereyim: Her yürek bir yazardır aslında… Mühim olan, kalbinizle iletişime geçmek ve beyninizi yazarlığa hazırlamaktır.
Sürekli takip edenler bilirler ki daha önce de yazma teknikleri ile ilgili birkaç kitap okumuş ve burada yorumlamıştım. Söz konusu bir konu hakkında tek bir kaynak yerine birden fazla uzmanın fikir, tecrübe ve bilgisine danışmak akıllı insanın yapacağı şey olduğundan imkan dahilinde olduğunda bu konu üzerine kitapları alıyorum. Zira ben de roman yazarı olmak istediğim için kendimi geliştirme fırsatını kaçırmak istemiyorum.

Kitap, okuduğum kitaplar arasında en temelden başlayan, sıfırdan sizi yönlendiren ve her yaşa, bilhassa genç yaşlara, uygun güzel bir kitap. Temel bazı Türkçe dil bilgisi(en çok hata yaptığımız yazım hataları ile ilgili) kuralları dışında uygulama teknikleri ile de yazar olmaya ilk adımı atmamız için bizi cesaretlendiriyor.

Genel olarak yararlı bulduğum, bilhassa daha yazmamış veya yeni yeni yazmaya başlamış, işin birazcık daha tekniğini öğrenmek isteyen ve uygulama yapmak isteyenler için güzel bir başlangıç kitabı. Genç yazar adayı arkadaşlara duyurulur.

Tek eleştirim; verilen örnekler konusunda 'Allahlar' şeklinde verilen bir cümle... Allah isim olarak özel bir isim olması yanında sadece tek bir KİŞİ/VARLIĞA ait bir isim olduğu ve başkaları tarafından da kullanılamayacağı için böyle 'Allahlar' şeklinde bir cümle yazım bilgisi açısından facia bir örnektir. Dini konuya değinmiyorum bile.


(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)