26 Nisan 2017 Çarşamba | By: YeniAy M.

Buz ve Ateşin Şarkısı - 2 'Kralların Çarpışması/ Kısım 1'

      "Kralların Savaşı başladı!"



KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 504
Baskı Yılı: 2011(1. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ

Buz ve Ateşin Şarkısı IIKrallar çarpışırken tüm diyar titrer...
George R. R. Martin, Taht Oyunları'nın sabırsızlıkla beklenen devam kitabı Kralların Çarpışması'nda okuyucuları eşsiz hayal gücüyle buluşturuyor. Büyü, intikam ve savaşla dolu, eşi benzeri görülmemiş bir dünyanın kapıları açılırken büyük bir serüven başlıyor.
Alev ve kan rengine bürünmüş bir kuyruklu yıldız, gökyüzünü baştan başa kaplamıştır. Ejderha Kayası'nın kadim kalesinden, Kışyarı'nın haşin topraklarına kadar korkunç bir keşmekeş hâkimdir. Altı güç, Demir Taht'ı ve parçalanmış Yedi Krallık'ı ele geçirmek için kıyametvari bir savaşa hazırlanmaktadır. Gecenin karanlığında ölüler yürümekte, kardeş kardeşi katletmektedir. Bir akıl şövalyesi, tehlike saçan bir büyücü kadını zehirlemek peşindedir. Bir prenses, öksüz oğlan kılığında dolaşmakta; Ay Dağları'nın vahşi adamları, yağma için inmektedir. Kardeş katli, zillet, simya ve kıyımla ilerleyen bu macerada zafer, kılıcı ve kanı en soğuk olanların dahi olabilir...
Ned Stark'ın ve Kral Robert'ın ölümüyle beraber Westeros tam manasıyla bölünmüş ve savaşın eşiğine gelmişti. İkinci kitabımızda ise bu savaş artık tam manasıyla yaşanmakta; bilhassa Kuzeyin Kralı ilan edilen Robb Stark ve Tywin Lannister'ın güçleri savaşırken diğer yandan kendini Kral Robert'ın hak varisi ile eden Stannis ve Renly de kral olduğu iddiası ile birbirlerine karşı mücadele vermekte. Jon ise Sur'da amcası Benjen'i bulmak için gece bekçileri ve lord kumandan ile yola çıkar. Arya da eve dönmek için erkek kılığında kuzeye doğru ilerlemektedir. Sansa ise esir hayatına devam etmekte. Dany de kendi yolunu çizmeye çalışmakta.

İlk kitap tek bir ciltten oluştuğu için hikaye, kopmadan ve tatmin edici bir şekilde bitmişti. Fakat bundan sonraki kitaplar iki kısma ayrılarak devam ettiği için hikayenin ortasında bitmiş havası vererek ilerliyor. Daha doğrusu tatmin etmiyor. Keşke ilki gibi diğerleri de tek bir ciltte toplansa ama sanırım daha fazla para kazanmalarına engel olacak bir şey. :)

Kurgu her zamanki gibi güzel ve eğlenceliydi. Betimlemeler her şeyi kafanızda oluşturacak kadar güçlü ve yaşanan olaylar çok uzatılmadığı için sizi sıkmıyor. İlkinin seviyesinde devam ediyor yani.

Yalnız ilk kitapta bahsettiğim baskı kayması dediğim bu kitapta da vardı ama bu sefer çok ama çok azdı. Ayrıca oldukça garip ve bu ünde bir kitaba yakıştıramadığım () içinde açıklama kısımları gördüm. Sanki senaryo okuyoruz ya da kompozisyon, makale yazıyoruz. Romanlarda olacak şey değil bu. Çeviriden kaynaklı olabileceğini düşünüyorum.


  (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
18 Nisan 2017 Salı | By: YeniAy M.

Buz ve Ateşin Şarkısı - 1 'Taht Oyunları'

"Taht Oyunları ile Westeros topraklarına yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? İhanet, hırs, siyaset ve ejderhalar ile daha fazlası bu kitapta!"



KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 850
Baskı Yılı: 2011(1. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ
1. ve 2. Kısım Tek Kitapta
Yazların on yıllar, kışların bir insan ömrü sürebildiği diyarda, dehşetli ve soğuk zamanlar yaklaşmaktadır. Kışyarı'nın kuzeyindeki buzul topraklarda, Yedi Krallık'ı koruyan Sur'un ötesinde tehditkâr doğaüstü güçler toplanmaktadır. Savaşın tam ortasında, doğdukları topraklar kadar sert, boyun eğmez Starklar vardır. Acımasız soğuğun hüküm sürdüğü kuzeyden, uzak güneydeki sıcak zevk yurduna uzanan, leydiler, lordlar, savaşçılar, büyücüler ve katillerle dolu öykü, korkunç kehanetlerin işaret ettiği bir devirde başlamaktadır. Komplo, trajedi, ihanet, zafer ve dehşet dolu olayların ortasında Starklar'ın, dostlarının ve düşmanlarının kaderi bıçak sırtındadır. Hedef, en ölümcül savaş olan taht oyununda muzaffer olmaktır.

George R. R. Martin türünün sınırlarını zorladığı Taht Oyunları ile bir şaheser ortaya koyuyor. Dünyanın dört bir yanındaki fantastik edebiyat okurlarını kesinlikle memnun edecek epik serinin ilk cildi gizem, entrika, aşk ve macera dolu sayfalarıyla büyülüyor.
Yıllar evvel dizisine başladıktan sonra okumuş ve içerik hakkında da neredeyse anlatmadığım hiçbir şeyin kalmadığı bir yorum yapmış ve devamını uzun süre almayacağımı söylemiştim. Neden? Çünkü dizinin ilk yılı ile ilk kitabı %99 uyumluydu. Haliyle alma gereği duymamıştım ama dizi ilerledikçe ciddi bir kopma yaşandı ve doğal olarak kitaba geri dönüş yaşadım. :)

İlk okuduğum andan daha zevk alarak okuduğumu ve bir çok ayrıntıyı unuttuğumu ve biraz üzerinde düşününce bazı şeylerin farklı şekilde olduğunu gördüm. %1'lik farklı kısım işte. 800 küsur sayfa olunca tatmin seviyesi de en üst seviyede bir kitap oluyor. Harita konusunda fikrimi biliyorsunuz; gerçeklik kattığı için bayılıyorum. Bu kitapta da haritalar mevcut.

Seri, insana ilham veren ve kurgu yeteneğini geliştirmek isteyenler için güzel bir öğretmen olmaya aday aslında; okuma sebeplerimden biri de bu. LOTR sonrası GoT serisini okumamak yazar adayı olan ben için kayıp olurdu.

Kitap, diziden daha edepli, bunu söylemem gerekli ama yine de bir +16/17 sınırlaması koyardım. Sonuçta tek mesele edep değil.

İlk yorumumu okumak isteyen olursa buyursun ama unutmayın, baştan aşağı kitabı yazmışım. :D

DİPÇE: Kitap hakkında bir eleştirim var; basımdan kaynaklı harflerde kayma olmuş ve sonlara doğru birkaç kez tekrar etmiş, okurken gözleri rahatsız eden bir bulanıklık oluyor. Sonraki basımlarda dikkat edilmesi gereken bir şey. Neyse ki okunmayı imkansız kılan bir hata değil ama hoş da değil.

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

Konuşmanızla Hipnoz Edin

     "Topluluk önünce hipnoz edici bir konuşma nasıl yapılır?"



KÜNYE

Yazar: İnci AKTAŞ & Özlem AKTAŞ
Yayıncı: Az Kitap
Sayfa: 96
Baskı Yılı: 2015(4. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ
Elinizde tuttuğunuz kitaba ödediğiniz parayı bir yatırım olarak düşünün. Dünyadaki en önemli kişiye, yani size yapılan bir yatırım. Bizi bu kitabı yazmaya iten şey, topluluk önünde konuşmanın yalnızca doğuştan hatip olan kişilere özgü olmaması, yeteneğin NLP ile modellenebilmesidir. Bu kitap, değişim için fırsat yaratacak, topu yuvarlamaya başlayacak ve siz ilerlerken, size adım adım rehberlik edecektir. Fakat fırsatı değerlendirecek, kendi iyiliği için gereken eforu sarf edecek ve sonunda da golü atması gereken kişiler sizlersiniz.
İnci ve Özlem isminde iki kız kardeşin bir araya gelerek tecrübelerini kitaplaştırdığı bu eserde, topluluk önünde konuşma sorunu çeken ve çok daha iyi bir konuşmacı olmayı hayal edenlere kılavuz olma güdüsüyle hareket ediyorlar.

Oldukça ayrıntılı ve tatmin edici anlatımlarını tecrübe ve NLP gibi psikolojik yöntemlerle birleştiren AKTAŞ kardeşler, uygulamaya geçirmeniz halinde başarılı sahibi olacağını söylüyor.

Anlatım dili akıcı ve anlaşılabilecek seviyede ama nedense kitabı bitirmem biraz zamanımı aldı, sanırsam tamamen kendimden kaynaklı bir durum. Kitabı beğendim ve faydalı buldum. Yöntemleri uygulamayı becerirsem topluluk önünde konuşma sorunumu çözeceğimi ümit ediyorum inşallah; mükemmel bir konuşmacı olma derdinde değilim sonuçta. Kendimi ifade edebilecek kadar olsa yeter. :D

Bu arada ölümden sonra insanların en çok korktuğu şey topluluk önünde konuşmaymış. Tek değilmişim, sevindim. :D

Gönül rahatlığı ile tavsiye edeceğim bir kitap.


 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
12 Nisan 2017 Çarşamba | By: YeniAy M.

Gülmek Bedava

    "Neye güldüğünüz zekanızı, nasıl güldüğünüz edebinizi gösterir."



KÜNYE

Yazar: Kader Güneş
Yayıncı: Az Kitap
Sayfa: 96
Baskı Yılı: 2017 
TANITIM BÜLTENİ
Anne: Odanı topla oğlum.
Çocuk: Anne, ben toplama bilmiyorum.
Anne: Ama ben, çok güzel çarpma biliyorum!
Çocuk: Topladım bile anne.
*
Sırf köpek korkmasın diye karşı yola geçip yürüyen biriyim. Tamamen o yüzden yani.
*
Okulda;
- Kanka, senden bir şey isteyeceğim.
-Ne?
- Param yok, kulaklığım bozuk, sakızım bitti, şarjım az.
*
- Kimya dersi kaldırılıyormuş.
- Neden?
- Kim olduğunu bulmuşlar.
*
- Oğlum sınav çok kolaydı.
- Evet, ama arka sayfa biraz zordu.
- Arka sayfa mı?
*
Babam, “Takdir getir bilgisayarını yenileyeceğim.” dedi, ben de getirdim. Geldi F5’e basıp gitti!
*
- Geç bunu.
- Bunu da geç.
- Bu zaten kolay...
- Bunu biliyorum.
- Bunu sormaz.
- Bunu yaparım…
(Sınavdan 20 aldı.)
Gülmek Bedava 7'den 77'ye hepimizi güldüren, eğlendiren sevimimli mi sevimli bir kitap. Hadi durmayın bedavadan gülmeye başlayın:)

Güzel ablam Kader GÜNEŞ, ilk kitap denemesini gerçekleştirdiği bu eserde; temiz mizah düsturuyla hareket ederek günümüz gençlerin, başta internet ortamı olmak üzere, eğlenceli ve zihin geliştiren esprilerin bir kısmını bu kitapta bizler için derledi.

Gülmek, insanın ruh halini değiştiren; bulaşıcı bir mutluluk pınarıdır. Bu pınarın kaynakları arasında da şüphesiz şakalar, espriler gelmekte. Bu eser de bize bunu vaat ediyor.

Belli bölümlere ayrılmış ve hemen hemen bir çok konuda esprili sözlerin yer aldığı bu kitap, hem eğlendirecek hem güldürecek hem de insana, şaka yapmak için bel altı ve argo kullanması gerekmediğini gösterecek.

Atalarımız boşa dememiş; "Neye güldüğünüz zekanızı, nasıl güldüğünüz edebinizi gösterir."

Tamam, elbette ki bir Nasrettin Hoca fıkraları değil ama en azından gençlerimizin tamamını şaka diye küfrü bellemediğini de gösteriyor. Bu kitabı değerli kılan şeylerden biri de bu kanımca; küfürden, argodan uzak bir mizah hedeflemesi. Bu yönüyle 7'den 70'şe herkese hitap eden ve arkadaşlarınızla birbirinize yapabileceğini veya sosyal medyada paylaşıp bol bol beğeni alacağınız ( :D ) şakalar sizi bekliyor. 

Kitabın oldukça ilgi gördüğünü ve ilk baskısının tükendiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Başarılarının devamını dilerim Kader ablacım. Bu güzel kitap için teşekkür ederiz. :)

Beni güldüren şakalardan birkaçı:

"Silgi, doğada 300 yıl, sınıfta 10 dk.'da kayboluyor." (Sadece silgi değil kalem de; tecrübe edilmiştir. :D )

"Boş kağıt verdim, kanka." havasında olan öğrencilerden biri de bendim. Elbet boş kağıt değil de kötü geçti be deyip en az 60- 70'i çakıyordum. Kısacası bu tarz şakalarda kendimi gördüm. :D 

Ayrıca İngilizce bölümünü ayriyeten sevdim; zaten iki dil arasındaki telaffuz benzerliği hep eğlenceli ve etkileyici gelmiştir.  (HappyMiss Car TheShe's= tuttum bunu :D )

Yalnız sanırım ilk şakada bir hata var; yav he he'nin çevirisi olarak yavsheshe denmiş ama yavhehe olması gerekmez mi? Veyahut ben şakayı anlamadım, o da ihtimal. Biri beni aydınlatsın. :D 

 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
31 Mart 2017 Cuma | By: YeniAy M.

Tarih Tıbbı Konuşturdu - 2

   "Tarihin tozları arasında gizemli hastalık ve ölümlerin izinden ilerlemeye devam ediyoruz."



KÜNYE

Yazar: Talha Uğurluel - Muammer Kayatekin
Yayıncı: Timaş Yayınları
Sayfa: 224 
Baskı Yılı: 2017 (2. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ

Tarihte yaşanmış birçok gizemli olayı tıp bilimiyle açıklamak amacıyla başlanan "Tarih Tıbbı Konuşturdu" serüveni ikinci cildiyle hızını kesmeden devam ediyor. Tarihi sevdiren adam Talha Uğurluel ve tıp doktoru Muammer Kayatekin, yüzyıllardır neden ve sonuçları merak edilen birçok tarihî olayı, tıbbî arka planlarıyla anlatıyor. 
  • -Semud kavminin başına gelenler! Yüksek ses insan öldürür mü?
  • -İlkçağdan günümüze Maraton; çatlayıncaya kadar koşmak ölüm sebebi midir?
  • -Zehir insan vücudunu nasıl etkiler?
  • -Kılıçlardaki kan oluklarının sırrı nedir?
  • -Tarihten bugüne maden kazalarında insanlar neden ölüyor?
  • -Osmanlı Delileri; insan eli silah haline gelebilir mi?
  • -Sultan Abdülaziz intihar mı etti, öldürüldü mü?
  • -Mustafa Kemal Atatürk zehirlendi mi?
  • -Hitler'in tıbbi savaş hileleri nelerdi?
  • Birçok esrarengiz olayın ve sırlı ölümün ardındaki sır perdesi ilk defa aralanıyor. Hiçbir yerde göremeyeceğiniz birçok resim ve renkli tasarım, yine mukayeseli anlatım eşliğinde mükemmel bir tarihî şölen…
İlk kitabını okuduğum kitabın üstünden  en az 1 ila 1,5 sene geçti sanırsam. 2. senesindeyim yani. Doğrusunu söylemek gerekirse 2. kitabını çıktığını duyunca o kadar ilgimi çekmedi. Ben daha çok tarihi farklı alanlarıyla ilgilendiğimden sanırım tarihsel hastalıkların tarihi ve gizemiyle çok ilgilenmedim. Lakin bir dostum yazar Meryem Seyda Parlak'ın istediği bir kitap olduğu için temin ettim ve hazır elime de geçmişken okumak istedim.

İyi ki okumuşum. Oldukça ilginç bilgiler öğrendim ve elbette tarihsel bir çok bilgiyi de Talha hocam eksik etmemiş. Elbette yine o kendine has harika tarzıyla. :)

Kitapta Sultan Abdülaziz'in ve Atatürk'ün öldürülüp öldürülmediğine ve Hitlerin tıbbi savaş hileleri ve kendi sağlık sorunları; son dönemlerindeki garip ve dengesiz davranışlarının sebebi gibi nice tarihsel hastalık ve olaya değinmiş.

Sultan Abdülaziz konusunda konunun ilgilileri zaten belli bir kanaate sahipler ama burada bahsedilen tıbbi gerekçelere bakarak şüphesi olan varsa da şüphesi ortadan kalkacaktır.

En çok konuşulan konulardan biri de Atatürk öldürüldü mü yoksa öldürülmedi mi? konusuydu. En muamma olay bu. Doğrusu seveni ve sevmeyenlerinin ağzından bile "Öldürüldü!" dediğini duyduktan sonra burada da böyle bir sonuç ve gerekçeler sıralanacağından baya emindim. Sizce sonuç ne olmuştur? Bunun için kitabı okumanız gerekir. :) Yalnız Atatürk'ün sağlık sorunlarıyla ilgili baya bilgi sahibi oldum, adam neler yaşamış demeden geçemedim. Sadece yaşlılığı için konuşmuyorum. Sol gözü de gerçekten körmüş, onu öğrendim. Anneannem zamanında anama demişti o da bana demişti ama pek ihtimal vermemiştim doğru hatırladığına (malum inciğine kadar bahsettikleri için okulda, bunu anlatmadan geçmezler dedim.) ama gayet keskin hafızalıymış anneannem bunu öğrendim. Özür dilerim anneneciğim! 

Hitlerin tıbbi savaş hileleri deyince baya ayrıntılı ve  bolcana noktaya değineleceğini falan sanmıştım. Biliyorsunuz adamın tıp konusunu kullanması; deneyleri vs. baya bir ünlü. Kendisi hakkında da az buçuk bilgi sahibi oldum. 

Kitapta Şehzade Cihangir'in rahatsızlığı ve benim en sevdiğim bölüm olan Osmanlı'nın çılgın birlikleri DELİLER'in Osmanlı tokadına kadar bir çok noktaya daha değiniliyor.

Bu güzel eser için Talha ve Muammer hocama teşekkür ederim.

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
22 Mart 2017 Çarşamba | By: YeniAy M.

Selçuklu'nun Şifreleri

  "Osmanlı'dan Önce Onlar Vardı."



 KÜNYE
YazarTalha Uğurluel, Cansu Canan Özgen
Yayıncı: Kronik Yayınları
Sayfa248
Baskı Yılı: 2017

TANITIM BÜLTENİ
Göçerek, konarak, savaşarak uçsuz bucaksız bir coğrafyaya yayıldılar. Devletler kurdular, farklı isimlerle anıldılar. Tarihe ihtişamlı bir imparatorluk, görkemli bir miras bıraktılar... Selçuklular... Öteki Gündem programıyla reytingleri alt üst eden Cansu Canan Özgen, Selçuklu tarihi hakkında en çok merak edilen soruları soruyor; tarihi günümüze taşıyan üslubuyla takdir edilen Talha Uğurluel, çok kıymetli görseller eşliğinde ustalıklı cevaplar veriyor.
•Türkler tarih sahnesine ne zaman çıktı?
•Orta Asya’daki Türkler, İslamiyet’i, kimlerden ve nasıl öğrendi?
•Çinliler ve Abbasiler arasındaki mücadelede Türklerin rolü neydi?
•Türk tarihinde yaygın olarak kullandığımız “Türkmen” tabirinin Oğuzlarla bir ilgisi var mıdır?
•Selçuklular kendilerinden önceki diğer Türk devletleri gibi neden Asya’da kalmadılar?
•Selçukluları tam bağımsız hâle getiren Dandanakan Savaşı ve tarihçilerin “Dünyanın Gelini” dediği Rey hakkında bilinmeyenler...
•Malazgirt Savaşı öncesinde Sultan Alparslan’ın askerlerine yaptığı müthiş konuşma…
•Bizans İmparatoru Romanos Diogenes’i esir eden Selçuklu askerinin ilginç hikâyesi...
•Sultan Alparslan’ın kabrinin nerede olduğuna dair son bilgiler ve değerlendirmeler...
•Unutulan Türkler: Suriye ve Irak Selçukluları...
•Şam ve Kudüs tarihinde Selçukluların rolü...
•Selçukluların Altın Çağı: Sultan Melikşah dönemi...
•Nizamiye Medreseleri ile başlayan eğitim seferberliği...
Tüm bu sorularla birlikte Anadolu’nun kapılarını Türklere açan Selçuklulara dair merak edilenler, benzersiz görsel arşiviyle Selçuklu’nun Şifreleri kitabında.
Talha Uğurluel'in o güzel kaleminden Selçukluların kitabının çıktığını görür görmez ilk fırsatta sipariş ettim. Kısmetime; bir baktım ki Talha hocam ve Cansu hanım'dan imzalı gelmiş, ayrı bir mutlu oldum. Onlardan aldığım ilk imzalı kitap olmuş oldu, teşekkür ederim(kaza eseri mi karıştı bana geldi, şüphe etmiyor değilim. :D ).

Gelelim kitabın içeriğine.

Talha Hocamın bilgisine her zaman yüksek güven duymuşumdur ve anlatım tarzı, o soğuk resmi tarihin aksine, masalımsı ve insanı içine çeken bir havaya sahiptir. Her kitabında bunu görüyoruz. Elbette anlattığı yerlerin fotoğraflarını bizzat gidip kendi çekip kitaba ekleyince gidip görmüş kadar da oluyoruz. Yani Talha hocanın kitapları sadece tarih değil bir nevi sanat tarihi de kokan, sizi alıp o diyarlara taşıyan bir yapıya sahip. Bu yüzden onun eserlerine her daim ayrı bir önem ve sevgi vermişimdir.

Selçuklu deyince okullarda öğrendiğimiz tek tük bilgi dışında çok fazla bilgi sahibi değilizdir. Hatta ben; okullarda anlatılan Türk tarihini eleştirmek için hep şu şekilde bir söz söylerim; İslam öncesi tarih bir iki santimlik bilgi; Selçuklu ve diğer devletlerin toplamı beş santim, Osmanlı bir on-on beş santim ama Cumhuriyetin kuruluşu ve inkılaplar şöyle bir yarım metre falan. Sonuncusu bilhassa hem lise hem üniversitede tekrar tekrar aynı şekilde karşınıza çıkar. İlkokuldan üniversiteye kadar Türk tarihi adına ne öğrendin deseniz inanın bana aslında hiç birimiz bir şey öğrenmiş değiliz. Bundandır ki Talha ve Mustafa gibi hocalarımızın kitaplarına önem veriyorum.

Selçuklu Devletinin kuruluş aşamasından Anadolu'ya gelene kadarki süreçte yaşanan olaylar ve dikkat çekici ayrıntılar hep kitapta mevcut. Sadece Selçuk Bey veya Alparslan gibi ünlü Sultanlar değil; Atsız Bey, Artuk Bey ve elbette ki Nizamülmülk gibi nice vezir, emir de kitapta kendine yer bulan değerli insanlar. Bu kitapta Selçuklu'nun yaptığı hatalara da öyle güzel değinmiş ki adeta günümüz gençlerine ve siyasetçilerine ders ve uyarı niteliği olmuş; anlayana!

En çok ilgimi çeken noktalardan biri de kitabın başında Türklerin, İslamiyet'e girmelerine vesile olan sahabelerin nasıl ve ne şartlarda Orta Asya'ya göç ettiği idi. İnanın bilmiyordum. Daha önce Türkler Neden Müslüman Oldu? isimli bir kitap okumuştum ama bu bahsi geçen ayrıntılara hiç değinmemişti ve haliyle kitabın çok kapsamlı olmadığını şimdi anlıyorum. Zaten kitabın ismi NEDEN oldu, NASIL oldu? değil, bu ayrıntıya da dikkat etmem lazımdı. :)

Neyse. kitap her zaman ki gibi çok güzel ve en sevdiklerim arasında yerini aldı. Selçuklu'yu merak edenler için muhakkak almalarını tavsiye edeceğim güzel bir giriş kitabı olmuş.

Yalnız merak ettiğim bir soru var; benim bildiğim ilk Müslüman Türk Devleti; Karahanlılar değil, Hazar bölgesinde kurulmuş olan İdil Bulgar Uygarlığı. Hatta bir iki sene önce bir tarihçinin çıktığı (sanırsam ya Öteki Gündem ya da Gündem Ötesi; hafızam yanıltıyor olabilir.) programda da değinilmişti. Ahmet Taşağıl'ın bu konuda çalışması vardır ve İslam Ansiklopedisi(sanal)'nde bilgi bulabilirisiniz, ilgilenen olursa. Karahanlılar ile hemen hemen yakın bir tarihte İslamlaştığı için belki tarihçiler arasında İLK sıralaması olarak değişik görüşler olabilir tabi. Yalnız sanki bu kitapta onları Hristiyan olduğu iması gördüm gibi, belki ben hatalıyım, sadece belirtmek istedim.


(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
17 Mart 2017 Cuma | By: YeniAy M.

Paganizm - 1 'Kadim Bilgeliğe Giriş'

 

 "Kadim İnsanların inanç düzeni."



KÜNYE
YazarErhan Altunay
Yayıncı: Hermes Yayınları
Sayfa352
Baskı Yılı: 2016 (9. Basım)
TANITIM BÜLTENİ
Paganizm, ülkemizde en yanlış anlaşılan kavramlardan biri olarak belli bir popülariteye sahiptir. Hem yanlış anlaşılıp hem popüler olma çelişkisi, büyük ölçüde paganizm hakkındaki eksik bilgilerden kaynaklanmaktadır.
Ülkemizde, hem kendilerine "pagan" adı veren toplulukların olması, hem de kendilerini "pagan" olarak adlandırmadan pagan pratikleri yapan ve özünde pagan olan toplulukların olması bu konunun tam olarak anlaşılmasını zorunlu kılmaktadır.
Öte yandan, paganizmden, "çoktanrıcılık" ya da "putataparlık/putperestlik" diye söz edilmesi de paganizmin birçok kişi tarafından yanlış anlaşılmasına neden olmaktadır.
Paganizm Doğa insan ilişkilerinin pratiği olmakla birlikte "Kadim Bilgi"nin ta kendisidir.
Pagan düşünce ilk zamanlardan beri kişinin sağlıklı bir "birey" olarak toplum içinde var olmasını öngördüğünden ve sembolik anlatımların birçoğunun bu amaca hizmet ettiğinden, pagan inançlarını bu amaçtan soyutlamak olanaksızdır.
Bu bağlamda toplum içinde sağlıklı bir birey olmanın ipuçları da bu kitapta kadim bilgi ışığında yer almaktadır.
Paganizmi anlamak aslında bizim özümüzü ve Doğa'nın öngördüğü hayatı anlamaktır; kısaca kendini bilmektir.
Kitap boyunca siz de bu değişik yolculukta, paganizmin izlerini ararken kendinizi bulacaksınız.
Erhan Altunay'ın çok ilgi gören, merak uyandıran Paganizm serisinin ilk kitabını, sık sık çıktığı programlarda duyardım. Nasip bu zamanaymış deyip, ilkini edinip okudum. Aslında birkaç gün önce bitirdim ama ancak yorumu yazıyorum. Az buçuk tembelliğim tutu da. :P

Erhan Altunay'ı takip edeniniz varsa ilgi ve uzmanlık alanını biliyordur; programlarda da anlattığı kadarıyla Paganizm kitabını okumaya başladığımda, biraz daha farklı bir şey bekliyordum. Yani malum, sürekli olarak gizli örgütler ve yaptıklarından bahsedilen programlarda sık sık boy gösteriyor. Haliyle Paganizm kitabının da onların tarihini anlatacağını falan sandım ama tam olarak ilgisi yoktu. Nispeten onlara da ucu değse de genel olarak Paganizm, sapkınlıktan uzak, kadim insanların doğa ile uyumlandığı bir inanç kuralları olarak anlatılıyor.

Kitapta gerek bu inanç kurallarına gerek felsefelerine değiniyoruz. Elbet bu kitap sadece bir giriş özelliği taşıyor ve daha fazlası için 2. alınmalı. Aslında 2. kitabın Mısır ve Mezepotamya konusuna değinmesinden dolayı biraz daha ilgimi çektiğini ve daha bir merak uyandırdığını söylemem gerek. Birinci kitap bir nevi Paganizm tebliği gibi olmuş ve son bölümlerde artık iş sosyolojiye kadar kaymış.

Tüm kitap boyunca paganizm'in çok ilahlı bir din olmadığı hatta din olmadığı gibi sık vurgular yapılsa da Tanrı/Tanrıça inançları, tapınak/rahip-rahibe vb. şeylere sahip olması bana hiç de öyle bir izlenim vermedi. Yani tüm 'çok ilahlı değil, din de değil' vurgusuna rağmen kitabın her köşesinde çok ilahlı bir din kokusu buram buram burnuma doldu(Bir nevi Teslis inancındaki mantıksızlık gibi geldi vurgu ve yazılanlar.). Elbet kitapta Paganizm'in İslam'a karşı olmadığı ama İslam dışı da olduğu belirtilmiş. Fakat Doğa Tanrıça ve onu dölleyen Tanrı figürleri ve (bunlar simgesel yaklaşım demiş olsalar da 'simgesel' demek durumu kurtarmaya yetmemektedir.) büyü gibi şeylerin varlığı zaten başlı başına bu düşünce ya da yaşam biçiminin İslam mensubu kişilerce benimsenemeyeceği gerçeğini gözler önüne sürüyor. Zira cinselliğe kadar oldukça İslam'ın karşıt olduğu uygulamaları söz konusu. Göreceksiniz kitabın her köşesine notlar yazıp durdum. İyi, en azından yazanlar hakkında düşünmüşüm; boş okuyup geçmemişim. Bir yazar daha ne ister? :)

Ben kitap boyunca "din değil" iddiası üzerinde çok durdum zira hep aksi yönde şeyler gördüm. Bu iddiayı güçlendirmek için din kelimesinin TDK karşılığına kadar vermiş ama bir şeyin sözlük anlamından önce kök anlamına bakmak gerektiğini en iyi yazar bilir; zira kendisi çok kez kelimelerin kök manasını vererek ilerlemiş.

DİN KELİME KÖKENİ:
1- Hüküm,
2-Örf, adet, huy
3-Taat; yani Allah'ın (Yaratıcının) hoşlandığı şeyler(ibadet vs. de buna giriyor.)
4-Uyulan adet, yol, kanun,
5-İtaat, kulluk, hizmet...vb. bir çok manaya gelen tek belirli bir anlamı olmayan çok yönlü bir kelimedir.

Bunlara ve fazlasına bakınca Paganizm bir dindir demek, doğrudur. Kaldı ki dinin bir çok tanımı söz konusudur, herkes kendi tanımını yapmakta.

Otto "Din, kutsalın tecrübesidir." güzel bir tanımdır. Bunun gibi dini, oldukça geniş kapsama alanına sokan tanımlamalar vardır ve her biri kendi içerisinde doğru bir tanımdır.

Yani sanıldığı gibi din'in dar çerçeveli bir kapsama alanı/tanımı yoktur. Bu yüzden Deizm de bir dindir, Ateizm de... Eğer siz dini; ilah, kutsal kitap, mabet, din adamı formülü ile açıklamaya çalışırsanız yanlış olur. Yalnız paganizmde de mabet ve din adamları ve ilah/lar var ve sözlü de olsa kutsal kuralları veya sözleri vs. var. Paganizm, bağlayıcılığı olan kurallar değildir dese de 'doğa ile uyumlanma' gibi kuralları bence bağlayıcılık içeriyor. Yani doğa ile bütün ol, saygı göster, eşit kabul et ve doğa dahil hiçbir şeye zarar verme aksi halde pagan olmazsın dersen bu bağlayıcılıktır. Bilmem bu kurallara uymayanlara ne ceza kesiliyor, suça ceza istinat edilmeyen hiçbir düşünce, inanç vs. yoktur sonuçta.

DİPÇE: Sosyoloji mezunu olarak eklemek istediğim son bir nokta var. Farz edelim ki doğa tanrıça vb. isimlendirmeler tamamen simgesel olarak ilk başta var olmuş olsun ve bizim oyuncak ayımızı sevip isim vermemiz gibi bir mana içersin... İşin özünde bu bile yanlış bir başlangıçtır zira kutsallık atfederek isimlendirilen ve simge gözü ile bakılan bu şeyler, bir zaman sonra(ki çok zaman geçmesine gerek olduğu kanaatinde değilim) araç iken amaca dönüşür ve zihinlerde çarpılarak simge olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşür. Nitekim tarihte araç iken amaca dönüşen nice eylem/düşünce şekli söz konusudur. Misal Mekke Müşrikleri, putlarını araç olarak kullanıp Allah'a yaklaşmak için kullandıklarını söylemişlerdir ama zamanla put, Allah'ın yerini almıştır ve amaca dönüşmüştür. Bugün, hadisleri bir nevi Allah'ın isteklerini doğru anlama ve uygulama konusunda araç olarak kullanmşızdır ama zamanla bu hadisler, ayetin yani Allah'ın sözlerinin önüne geçerek araç iken amaç olmuştur. Ya da mezhepler veya tarikat liderleri böyle durumlara dönüşmüştür. Yani paganizm'in dayandığı tanrı/tanrıça kültü bile temelden yamuk doğmuş.

Paganizm'in insanlığı en eski inancı olduğunu da reddediyorum. Zira kendi inancıma göre ilk insan bu zamana kadar tek ilahlı bir din düzeni söz konusuydu. Zamanla insanlar çoklu ilahlara ya da farklı inanç düzenlerine kaymışlardır.

İkinci kitabı almadan önce içeriğini şöyle bir okuyup, incelemek istiyorum. Paganizm felsefesini vs. öğrenmek isteyen olursa tavsiye edebileceğim kapsamlı bir çalışma.

Bu arada din konusunda güzel bir üniversite çalışması var, okumak isterseniz; http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/773/9864.pdf

Yazarımıza da teşekkür ederiz.

  (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
4 Mart 2017 Cumartesi | By: YeniAy M.

Şiir Antolojisi - 1




KÜNYE
YazarKolektif (Çoklu Yazar Desteği)
Yayıncı: Kağıt Yayınları
Sayfa160
Baskı Yılı: 2017
TANITIM BÜLTENİ

Şiir; kimi zaman en mutlu anlarımızın şahidi, kimi zaman giden bir sevgilinin bitti deyişi. Bazen bir özlem gizli satırların arasında bazen bir neşe, ama hepsinin ötesinde bizden bir şeyler serpiştirilmiş ruhumuzun aydınlığıyla. Kâğıt Yayıncılık olarak şiir antolojisi çalışmamızın ilki olan bu kitapta 21 farklı şairin duyguları sizlerle buluşuyor sayfaların arasında. Ahmet Can Demir, Aynur Hazar, Cansu Tıraşoğlu, Derya Ak, Diğdem Yağcı, Duygu Songül Kahraman, Engin Uzun, Fatma Elvin Öztürk, Gamze Gündüz Gülşah Demirci, Hüseyin Turhal, İbrahim Durgut, Merve Kılavuz, Mine Madenoğlu Mustafa Öztürk, Nerkiz Şahin, Nuray Tunç, Sercan Gördüm, Şükran Pınarcan Tuba Sönmez, Yıldız Akış Taşdemir

Arkadaşım, Duygu Songül Kahraman'ın da katkı bulunduğu şiir antolojisi kitabı, siz şiir aşıkları için 21 şairin katılımı ile beğeninize sunuluyor.

Kağıt Yayıncılık özen göstererek 21 şairi bir araya getirmiş durumda ve duyduğuma göre en kısa zamanda ikincisini de çıkartmak niyetinde.

Bildiğiniz gibi şiir konusundan pek anlamam, bu yüzden oylama ve yorum yapma gibi bir densizliğe hiç girişmem. Şiir herkes içindir ve seven sevmeyen herkese hitap edecek bir şiir illa ki vardır. Bir nevi beyin fırtınası ile ortaya çıkan bu şiirleri okumanızı tavsiye ederim.

Kocaman öpüldünüz.

FİYAT ise 13 lira ama internet üzerinde 9 küsur lira. Oldukça uygun.