19 Mayıs 2017 Cuma | By: YeniAy M.

Buz ve Ateşin Şarkısı - 2 'Kralların Çarpışması/ Kısım 2'



      "Kralların Savaşı devam ediyor!"



KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 504
Baskı Yılı: 2011(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ
BUZ VE ATEŞİN ŞARKISI, II
Krallar çarpışırken tüm diyar titrer...
George R. R. Martin, Taht Oyunları'nın sabırsızlıkla beklenen devam kitabı Kralların Çarpışması'nda okuyucuları eşsiz hayal gücüyle buluşturuyor. Büyü, intikam ve savaşla dolu, eşi benzeri görülmemiş bir dünyanın kapıları açılırken büyük bir serüven başlıyor.
Alev ve kan rengine bürünmüş bir kuyruklu yıldız, gökyüzünü baştan başa kaplamıştır. Ejderha Kayası'nın kadim kalesinden, Kışyarı'nın haşin topraklarına kadar korkunç bir keşmekeş hâkimdir. Altı güç, Demir Taht'ı ve parçalanmış Yedi Krallık'ı ele geçirmek için kıyametvari bir savaşa hazırlanmaktadır. Gecenin karanlığında ölüler yürümekte, kardeş kardeşi katletmektedir. Bir akıl şövalyesi, tehlike saçan bir büyücü kadını zehirlemek peşindedir. Bir prenses, öksüz oğlan kılığında dolaşmakta; Ay Dağları'nın vahşi adamları, yağma için inmektedir. Kardeş katli, zillet, simya ve kıyımla ilerleyen bu macerada zafer, kılıcı ve kanı en soğuk olanların dahi olabilir...
"Martin, birinci ciltteki vaadini fazlasıyla yerine getiriyor ve yazılmış en iyi fantastik eser olmaya aday serisine devam ediyor."
The Denver Post
"George Martin kesinlikle destansı fantastik edebiyatın yeni ustalarından."
Katharine Kerr
"Kendisinden her zaman en iyi işleri beklediğim George R. R. Martin beni asla şaşırtmıyor."
Robert Jordan
"Muhteşem bir öykü, muhteşem bir tarihi fantastik yapıt! Göz kamaştırıcı."
Anne McCaffrey
"Muhtemelen gelmiş geçmiş en iyi epik fantastik eser."
Marion Zimmer Bradley

Bir önceki kitap, Renly ve Stannis arasındaki savaşın başlayacağı yerde bitmişti. Kralların Çarpışması 2 de yine kaldığı yerden devam etmiş. Diziyi izlememiş olanlar muhtemelen iki kardeşin birbiriyle olan savaşı göreceğini düşünecektir ama işler hiç de sandığımız gibi ilerlemiyor. Bu kitapta Robb'u hiç görmedik ama yaptığı şeyleri sık sık duyduk. Diğer yandan Kral'ın Şehri saldırı altında ve onu korumak için liderlik edecek yegane kişi Tyrion Lannister gibi görünüyor... Sansa için kaçma umudu doğmuştur ama sabretmesi gereken en az bir iki ayı daha vardır... Arya, Harrenhall'da Jaqen ve Gendry ile kaçma planları yapadursun, Jon da duvarın ötesinde yabanıllar ile karşılaşsın ve hayatının en önemli vazifesini üstlensin... Bran ise kendi güçlerini kabullenecek ve Kışyarı'nı Theon'un ellerine bırakmak zorunda kalacaktır. Bundan sonra uzun süre evine geri dönemeyeceği kesin...

Kitap, kaldığı yerden eski hızıyla devam ediyor. Aynı hareket, aynı heyecan ve aynı sürükleyicilik... Okurken yazarın aslında ne kadar kolaya da kaçtığını gördüm. GoT serisinin bol ayrıntıya sahip olduğunu herkes bilir ama bu ayrıntıdan kasıt olaylar örgüsü için değil diyarın tarihi ve karakterlerin geçmişi vb. hakkında. Olay örgüsündeki ayrıntılardan belli karakterlerin gözünde POV yazarak kurtulmayı başarmış. Yani Robb'un onca gerçekleştirdiği savaşı bize göstermek yerine sonucu sağdan soldan kişilerin ağzı ile anlatıp, etkilerini göstermiş. Akıllıca. Kesinlikle bir eksi olarak düşünmüyorum, 2. tekil şahıs yazarı bir çok ayrıntıdan kurtarıyor, yükünü hafifletiyor. Bilmeyenler için 2. tekil 1. tekil ile aynı mantıkla ama karakterin ağzından değil yine sizin ağzınızdan anlattığınız ama sadece karakterin gördüklerini ve düşündüklerini yazdığınız ve çok da yaygın olmayan bir anlatım tekniğidir. 1. var iken 2. tekilden neden yazalım diye düşünen varsa da hemen söyleyeyim; 1. tekil kullanarak genelde tek bir karakterin ağzından hikaye anlatılır ve bu karakter sayısının artışı pek alışıldık değildir ve şahsen ben hoşlanmıyorum, ters bir etki yaptığı görüşündeyim. Bu yüzden 2. tekil anlatım tarzı bu yönden idealdir.

Genel olarak kitabın 2. kısmını da beğendim, sıkılmadım ve kısa sürede bitirdim hatta daha fazla okumak istedim ama Haziran ayını beklemem gerekiyor. Diziden daha iyi ve ayrıntılı ilerlediği için çok farklı bir tat veriyor, daha güzel bir tat. Yavaş yavaş da dizi ile frekansları değişmeye başlamış bu kitapta. Misal Harrenhal Tywin'in elinde iken ve Arya da onun hizmetinde iken kitapta el değiştirip Bolton'lara geçiyor ve Arya da Roose Bolton'un emrine giriyor ve kendine Nymeria diyor. Bir sonraki kitapta olacakları bildiğimden muhtemelen çok akılıca bir hareket.

DİPÇE: Şu parantez içinde cümle yazma işi devam ediyor, açıkçası bu yöntem hiç alışılmadık bir yöntem. Genelde -...- kullanılır, zira makale vs. yazılmıyor. Neyse, muhtemelen diğerlerinde de aynen devam ettiğinden bir daha bunu belirtme gereği duymayacağım. :)

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

13 Mayıs 2017 Cumartesi | By: YeniAy M.

Türk Mitolojisi 'Yeni Araştırmalar Işığında'



KÜNYE
Yazar Necati Gültepe
Yayıncı: Resse Yayınları
Sayfa660
Baskı Yılı: 2013(1. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ

Heredot: "Bütün bilimlerin anası Tarih, onunda asıl kaynağı Mitolojidir" der.
Yunanlılar masala, "Mit" derlerdi "Mitoloji" sözü de buradan çıkmıştır.

Fakat Mitoloji, bir kavme ait tek bir efsane veya masal değil; bütün efsane ve inanışları ele alarak neticelere varmak isteyen bir bilimdir.
Mitler, her milletin temel felsefesinin, millî psikolojisinin, kendine has özellikleri olan ilk kaynak niteliğindedir. Geniş manada Mitoloji, dünyayı algılama sistemi olup bu algılamayı modelleştiren, dünya görüşüdür.
Esasında Mitoloji, toplumların ortak kültürel mirasının ürünüdür. Buradan hareketle, Millî kültürün bugünkü haliyle en eski zamanlar arasındaki ilişkiyi kurar. Mitler o toplumun dünyaya ve olaylara bakış açışını, bir anlamda karakterini yansıtır.
Diyebiliriz ki Mitoloji, bir milletin zihinsel yapı şablonudur. Dünyayı algılama, şekillendirme, sembolleştirme, kısaca ifade etmek gerekirse hayatın ve olayların genelleştirilmiş modelidir. Şu hâlde Mitoloji, dünya hakkındaki gerçekliğin ta kendisidir ve diyalektik mantığın sonucu olarak meydana çıkar.
Batı toplumları, on yedinci yüzyıldan bu yana ödünç aldıkları Yunan, Mısır Mitolojileri ile şuursal bağ kurmuşlardır. Böylece bütün sosyal katmanlarını tanzim ederek, başta hukuk ve tıp olmak üzere tüm sosyal bilimleri Mitolojik verilere "terim ve terminolojiye" göre temellendirmişlerdir.

Nietzsche bu konuyu çok net ifade eder:
"Tarih ve mitoloji ile irtibatı kesilmiş toplumlar günlük yaşarlar, artık onlar 'sosyal varlık' niteliklerini kaybetmişlerdir."

Bizler, toplum olarak bu konuda muazzam bir mirasa sahip olmamıza rağmen; böylesine önemli sosyal ve zihinsel hazineden yararlanamıyoruz. Çünkü Türk Mitolojisini hiç tanımıyoruz. Bu sebepten geçmişle şuursal bağlantımız maalesef kopuktur. Yine bu sebepten olsa gerek günümüzde millet olarak sosyal ve siyasal problemlerle baş edemez durumdayız.
Türk Mitolojisi konusunda bilimsel çalışmalar çok geç başlamıştır. Şu anda ancak kütüphanelerde bulunabilen az sayıda ki eserler de, kırk elli yıl evveline ait çalışmalarıdır.
Bu elinizdeki Türk Mitolojisi kitabı, bilimsel çizgi korunarak anlaşılır bir dille kaleme alınmıştır. Özellikle konunun ana verileri Destanların sunumunda sade bir plan uygulanmıştır. Böylece sosyal konularla uğraşanların tamamı yani toplumdaki her kesimden insanın özellikle orta öğrenim ve üniversite öğrencilerinin yararlanmaları kolaylaştırılmıştır.
Daha da önemlisi; Türk toplumunun her ferdinin, toplumsal şuur denen o muazzam birikimden haberdar olma imkân sağlanmıştır.
RESSE Yayınları'nın ilk eseri olan Türk Mitolojisi /Yeni Araştırmaların Işığında, 660 sayfa olup 50' nin üzerinde resim ve görsel malzeme kullanılmıştır.
Okuyucularımdan birinin tavsiyesi üzerine aldığım kitabın bana bir hayli faydası olacağını düşündüm ve yanılmadım da. Malumunuz ağırlıkta tarihi/fantastik yazarım ve Türk mitlerinden beslenmek gibi bir huyum vardır. Bu yüzden bu kitap ayrıca önem arz etmekte.

Genel olarak mit ve Türk mitleri hakkında güzel açıklamaları var. Daha sonra Türk mitlerinin özetlerini verip, onlar üzerinde yüzeysel de olsa bir çözümleme söz konusu. Bana göre çözümlemeleri yüzeysel zira daha önce Çağdaş Bilimler Işığında Oğuz Kağan Destanı kitabını okudum ve ikisi arasında mukayese yaptığımda böyle bir düşünce oluştu. Bu demek değil ki çözümlemeleri işe yaramaz vs. aksine faydalı bulduğumu söyleyebilirim.

600 sayfalık kitap oldukça doyurucu ve resimlerle de süslenmiş. Bana göre resimler, anlatılan konu ile ilgili olsa idi daha anlamlı olurdu. Ayrıca resimlerle süslenmiş kitapların renkli basım olmasını tercih ediyorum zira siyah beyaz olunca görüntü kalitesinde düşüş oluyor.

Kamlar, destanlar ve mitlerin genel özellikleri hakkında vs. bir sürü bilgi edindim. Ayrıca destanlardan ilham alabileceğim bir çok noktayı çizdim ve defterime minik dipçeler aldım. Genel olarak memnun kaldığım ve fayda sağlayan, bilgilendirici bir kitap olduğunu düşünüyorum ama bana göre kitabın bir eksiği var. Kitapta Erlik kimdir, nasıl doğmuştur vs. yazmış ama Ülgen'den tutun bir çok Türk mitlerinde geçen ilah mı koruyucu ruh mu nedir, bunları tanıtan bir kısım yok. Bunları çok merak ediyordum oysa.

Ağır bir eleştiri olarak imla ve dil bilgisine değinmem gerek. Cidden kabul edilemez bir seviye dil bilgisi hatası var, bir çok kelime yanlış yazılmış ya da harflerde kaymalar meydana gelmiş, böyle bir kitaba gayriciddi bir hava katıyor. Yayınevinin ilk kitabı olması dolayısıyla da daha bir önem vermeleri gerekirdi diye düşünüyorum, 5. baskıyı görmüş üstüne. İnşallah 6. baskıda bu hatalar düzeltilir.


    (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
30 Nisan 2017 Pazar | By: YeniAy M.

Beynin Sırları

"İnsan bedeninin kara kutusu 'beyin' ilk kez böylesine derinlikli deşifre ediliyor..."



KÜNYE
Yazar Sinan Canan, Pelin Çift
Yayıncı: Destek Yayınları
Sayfa280
Baskı Yılı: 2017
TANITIM BÜLTENİ

Beyin insana dair hangi sırları barındırır?
Bilinçaltımız bizi nasıl etkiliyor?
Beyin kapasitemizin ne kadarını kullanıyoruz?
Her yaşta daha zeki olmak için ne yapmalıyız?
Her insanın beyni parmak izi gibi eşsiz mi?
Kişiliğimizi beynimiz mi belirler?
İnsanoğlu neden şiddete meyilli? Linç nasıl bir ruh hali yaratıyor?
Psikopatlar nasıl bir beyin yapısına sahip? Beyinle suça eğilim arasında bir bağlantı var mı?
Beyin büyük acılarla nasıl baş eder?
Kadın ve erkek beyni neden farklı? Âşık beyinde neler oluyor?
Yalan söylerken kendimizi nasıl eleveririz? Gözler hangi sırları açık eder?
Neden uyuyoruz? Rüya görüyoruz?
Zihnimizin gizli güçleri var mı?
Düşünce gücünü kullanmak mümkün mü?
İnançla beyin arasında nasıl bir ilişki var?
Bağımlılıktan kurtulmak neden bu kadar zor?
Beynimiz nasıl karar alıyor?
Sağlıklı bir beyin için nasıl beslenmeliyiz?Yaşlanan beyinde neler değişir? Beynimizi sürekli genç tutabilir miyiz?

Gündem Ötesi kitaplığının sıkı bir takipçisi olarak Beynin Sırları kitabını, keyifle okudum. Sinan Hocayı, zaman zaman programdan takip ediyorum zaten. Onun anlatım dili ve tarzı sayesinde beyin ve ona bağlı insan davranışları konusunda daha çok şey öğrenmişimdir, Allah razı olsun.

Aynı tarzla Beynin Sırları kitabıyla bizlere beynin bilinen sırlarının bir kısmını anlatıyor. Gerçi onun da söylediği gibi beynin sırlarını çözmekten çok uzağız ama bize aktardığı kadarı bile beyne hayran kalmak için yeterli bir bilgi seviyesi diye düşünüyorum.

Kitap sayesinde beyne olan ilgim birazcık daha arttı ve onu daha iyi anlayarak kendimi de biraz daha tanımış oldum. Bu açıdan çok memnun hatta mutlu oldum diyebilirim, zira kendimi keşfetmeye başlamış hissediyorum. Eh doğal olarak Allah'ın bize verdiği bu nimet karşısında da O'na şükür ediyorum. İnşallah verdiklerini hakkıyla kullanabiliriz.

Aslında en ilgimi çeken kısımları küçük dipçeler halinde yazmayı düşündüm ama hangisini yazayım bilemedim, her biri ayrı bir ilginçlik ve cazibeye sahip noktalar. Fakat şu kısmı ekleyebilirim belki; beyin yıkama işinin sağda solda anlatılıp, yazıldığı gibi olmadığını bilimsel olarak açıklamasına sevindim. Hem biraz rahatladım hem de bilinçlendim diyebilirim.

Bu kitabı kendisini tanımak isteyen herkese tavsiye ederim, Sinan hocama ve Pelin ablaya teşekkür ederim. Bir sonraki Gündem Ötesi kitabında buluşmak dileği ile.

Dipçe: Editör az biraz dil bilgisi kurallarına dikkat ederse iyi olur, bağlaçların kullanımı hep yanlıştı.

   (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)


26 Nisan 2017 Çarşamba | By: YeniAy M.

Buz ve Ateşin Şarkısı - 2 'Kralların Çarpışması/ Kısım 1'

      "Kralların Savaşı başladı!"



KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 504
Baskı Yılı: 2011(1. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ

Buz ve Ateşin Şarkısı IIKrallar çarpışırken tüm diyar titrer...
George R. R. Martin, Taht Oyunları'nın sabırsızlıkla beklenen devam kitabı Kralların Çarpışması'nda okuyucuları eşsiz hayal gücüyle buluşturuyor. Büyü, intikam ve savaşla dolu, eşi benzeri görülmemiş bir dünyanın kapıları açılırken büyük bir serüven başlıyor.
Alev ve kan rengine bürünmüş bir kuyruklu yıldız, gökyüzünü baştan başa kaplamıştır. Ejderha Kayası'nın kadim kalesinden, Kışyarı'nın haşin topraklarına kadar korkunç bir keşmekeş hâkimdir. Altı güç, Demir Taht'ı ve parçalanmış Yedi Krallık'ı ele geçirmek için kıyametvari bir savaşa hazırlanmaktadır. Gecenin karanlığında ölüler yürümekte, kardeş kardeşi katletmektedir. Bir akıl şövalyesi, tehlike saçan bir büyücü kadını zehirlemek peşindedir. Bir prenses, öksüz oğlan kılığında dolaşmakta; Ay Dağları'nın vahşi adamları, yağma için inmektedir. Kardeş katli, zillet, simya ve kıyımla ilerleyen bu macerada zafer, kılıcı ve kanı en soğuk olanların dahi olabilir...
Ned Stark'ın ve Kral Robert'ın ölümüyle beraber Westeros tam manasıyla bölünmüş ve savaşın eşiğine gelmişti. İkinci kitabımızda ise bu savaş artık tam manasıyla yaşanmakta; bilhassa Kuzeyin Kralı ilan edilen Robb Stark ve Tywin Lannister'ın güçleri savaşırken diğer yandan kendini Kral Robert'ın hak varisi ile eden Stannis ve Renly de kral olduğu iddiası ile birbirlerine karşı mücadele vermekte. Jon ise Sur'da amcası Benjen'i bulmak için gece bekçileri ve lord kumandan ile yola çıkar. Arya da eve dönmek için erkek kılığında kuzeye doğru ilerlemektedir. Sansa ise esir hayatına devam etmekte. Dany de kendi yolunu çizmeye çalışmakta.

İlk kitap tek bir ciltten oluştuğu için hikaye, kopmadan ve tatmin edici bir şekilde bitmişti. Fakat bundan sonraki kitaplar iki kısma ayrılarak devam ettiği için hikayenin ortasında bitmiş havası vererek ilerliyor. Daha doğrusu tatmin etmiyor. Keşke ilki gibi diğerleri de tek bir ciltte toplansa ama sanırım daha fazla para kazanmalarına engel olacak bir şey. :)

Kurgu her zamanki gibi güzel ve eğlenceliydi. Betimlemeler her şeyi kafanızda oluşturacak kadar güçlü ve yaşanan olaylar çok uzatılmadığı için sizi sıkmıyor. İlkinin seviyesinde devam ediyor yani.

Yalnız ilk kitapta bahsettiğim baskı kayması dediğim bu kitapta da vardı ama bu sefer çok ama çok azdı. Ayrıca oldukça garip ve bu ünde bir kitaba yakıştıramadığım () içinde açıklama kısımları gördüm. Sanki senaryo okuyoruz ya da kompozisyon, makale yazıyoruz. Romanlarda olacak şey değil bu. Çeviriden kaynaklı olabileceğini düşünüyorum.


  (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
18 Nisan 2017 Salı | By: YeniAy M.

Buz ve Ateşin Şarkısı - 1 'Taht Oyunları'

"Taht Oyunları ile Westeros topraklarına yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? İhanet, hırs, siyaset ve ejderhalar ile daha fazlası bu kitapta!"



KÜNYE

Yazar: George R. R. Martin
Yayıncı: Epsilon Yayınları
Sayfa: 850
Baskı Yılı: 2011(1. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ
1. ve 2. Kısım Tek Kitapta
Yazların on yıllar, kışların bir insan ömrü sürebildiği diyarda, dehşetli ve soğuk zamanlar yaklaşmaktadır. Kışyarı'nın kuzeyindeki buzul topraklarda, Yedi Krallık'ı koruyan Sur'un ötesinde tehditkâr doğaüstü güçler toplanmaktadır. Savaşın tam ortasında, doğdukları topraklar kadar sert, boyun eğmez Starklar vardır. Acımasız soğuğun hüküm sürdüğü kuzeyden, uzak güneydeki sıcak zevk yurduna uzanan, leydiler, lordlar, savaşçılar, büyücüler ve katillerle dolu öykü, korkunç kehanetlerin işaret ettiği bir devirde başlamaktadır. Komplo, trajedi, ihanet, zafer ve dehşet dolu olayların ortasında Starklar'ın, dostlarının ve düşmanlarının kaderi bıçak sırtındadır. Hedef, en ölümcül savaş olan taht oyununda muzaffer olmaktır.

George R. R. Martin türünün sınırlarını zorladığı Taht Oyunları ile bir şaheser ortaya koyuyor. Dünyanın dört bir yanındaki fantastik edebiyat okurlarını kesinlikle memnun edecek epik serinin ilk cildi gizem, entrika, aşk ve macera dolu sayfalarıyla büyülüyor.
Yıllar evvel dizisine başladıktan sonra okumuş ve içerik hakkında da neredeyse anlatmadığım hiçbir şeyin kalmadığı bir yorum yapmış ve devamını uzun süre almayacağımı söylemiştim. Neden? Çünkü dizinin ilk yılı ile ilk kitabı %99 uyumluydu. Haliyle alma gereği duymamıştım ama dizi ilerledikçe ciddi bir kopma yaşandı ve doğal olarak kitaba geri dönüş yaşadım. :)

İlk okuduğum andan daha zevk alarak okuduğumu ve bir çok ayrıntıyı unuttuğumu ve biraz üzerinde düşününce bazı şeylerin farklı şekilde olduğunu gördüm. %1'lik farklı kısım işte. 800 küsur sayfa olunca tatmin seviyesi de en üst seviyede bir kitap oluyor. Harita konusunda fikrimi biliyorsunuz; gerçeklik kattığı için bayılıyorum. Bu kitapta da haritalar mevcut.

Seri, insana ilham veren ve kurgu yeteneğini geliştirmek isteyenler için güzel bir öğretmen olmaya aday aslında; okuma sebeplerimden biri de bu. LOTR sonrası GoT serisini okumamak yazar adayı olan ben için kayıp olurdu.

Kitap, diziden daha edepli, bunu söylemem gerekli ama yine de bir +16/17 sınırlaması koyardım. Sonuçta tek mesele edep değil.

İlk yorumumu okumak isteyen olursa buyursun ama unutmayın, baştan aşağı kitabı yazmışım. :D

DİPÇE: Kitap hakkında bir eleştirim var; basımdan kaynaklı harflerde kayma olmuş ve sonlara doğru birkaç kez tekrar etmiş, okurken gözleri rahatsız eden bir bulanıklık oluyor. Sonraki basımlarda dikkat edilmesi gereken bir şey. Neyse ki okunmayı imkansız kılan bir hata değil ama hoş da değil.

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)

Konuşmanızla Hipnoz Edin

     "Topluluk önünce hipnoz edici bir konuşma nasıl yapılır?"



KÜNYE

Yazar: İnci AKTAŞ & Özlem AKTAŞ
Yayıncı: Az Kitap
Sayfa: 96
Baskı Yılı: 2015(4. Baskı)
TANITIM BÜLTENİ
Elinizde tuttuğunuz kitaba ödediğiniz parayı bir yatırım olarak düşünün. Dünyadaki en önemli kişiye, yani size yapılan bir yatırım. Bizi bu kitabı yazmaya iten şey, topluluk önünde konuşmanın yalnızca doğuştan hatip olan kişilere özgü olmaması, yeteneğin NLP ile modellenebilmesidir. Bu kitap, değişim için fırsat yaratacak, topu yuvarlamaya başlayacak ve siz ilerlerken, size adım adım rehberlik edecektir. Fakat fırsatı değerlendirecek, kendi iyiliği için gereken eforu sarf edecek ve sonunda da golü atması gereken kişiler sizlersiniz.
İnci ve Özlem isminde iki kız kardeşin bir araya gelerek tecrübelerini kitaplaştırdığı bu eserde, topluluk önünde konuşma sorunu çeken ve çok daha iyi bir konuşmacı olmayı hayal edenlere kılavuz olma güdüsüyle hareket ediyorlar.

Oldukça ayrıntılı ve tatmin edici anlatımlarını tecrübe ve NLP gibi psikolojik yöntemlerle birleştiren AKTAŞ kardeşler, uygulamaya geçirmeniz halinde başarılı sahibi olacağını söylüyor.

Anlatım dili akıcı ve anlaşılabilecek seviyede ama nedense kitabı bitirmem biraz zamanımı aldı, sanırsam tamamen kendimden kaynaklı bir durum. Kitabı beğendim ve faydalı buldum. Yöntemleri uygulamayı becerirsem topluluk önünde konuşma sorunumu çözeceğimi ümit ediyorum inşallah; mükemmel bir konuşmacı olma derdinde değilim sonuçta. Kendimi ifade edebilecek kadar olsa yeter. :D

Bu arada ölümden sonra insanların en çok korktuğu şey topluluk önünde konuşmaymış. Tek değilmişim, sevindim. :D

Gönül rahatlığı ile tavsiye edeceğim bir kitap.


 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
12 Nisan 2017 Çarşamba | By: YeniAy M.

Gülmek Bedava

    "Neye güldüğünüz zekanızı, nasıl güldüğünüz edebinizi gösterir."



KÜNYE

Yazar: Kader Güneş
Yayıncı: Az Kitap
Sayfa: 96
Baskı Yılı: 2017 
TANITIM BÜLTENİ
Anne: Odanı topla oğlum.
Çocuk: Anne, ben toplama bilmiyorum.
Anne: Ama ben, çok güzel çarpma biliyorum!
Çocuk: Topladım bile anne.
*
Sırf köpek korkmasın diye karşı yola geçip yürüyen biriyim. Tamamen o yüzden yani.
*
Okulda;
- Kanka, senden bir şey isteyeceğim.
-Ne?
- Param yok, kulaklığım bozuk, sakızım bitti, şarjım az.
*
- Kimya dersi kaldırılıyormuş.
- Neden?
- Kim olduğunu bulmuşlar.
*
- Oğlum sınav çok kolaydı.
- Evet, ama arka sayfa biraz zordu.
- Arka sayfa mı?
*
Babam, “Takdir getir bilgisayarını yenileyeceğim.” dedi, ben de getirdim. Geldi F5’e basıp gitti!
*
- Geç bunu.
- Bunu da geç.
- Bu zaten kolay...
- Bunu biliyorum.
- Bunu sormaz.
- Bunu yaparım…
(Sınavdan 20 aldı.)
Gülmek Bedava 7'den 77'ye hepimizi güldüren, eğlendiren sevimimli mi sevimli bir kitap. Hadi durmayın bedavadan gülmeye başlayın:)

Güzel ablam Kader GÜNEŞ, ilk kitap denemesini gerçekleştirdiği bu eserde; temiz mizah düsturuyla hareket ederek günümüz gençlerin, başta internet ortamı olmak üzere, eğlenceli ve zihin geliştiren esprilerin bir kısmını bu kitapta bizler için derledi.

Gülmek, insanın ruh halini değiştiren; bulaşıcı bir mutluluk pınarıdır. Bu pınarın kaynakları arasında da şüphesiz şakalar, espriler gelmekte. Bu eser de bize bunu vaat ediyor.

Belli bölümlere ayrılmış ve hemen hemen bir çok konuda esprili sözlerin yer aldığı bu kitap, hem eğlendirecek hem güldürecek hem de insana, şaka yapmak için bel altı ve argo kullanması gerekmediğini gösterecek.

Atalarımız boşa dememiş; "Neye güldüğünüz zekanızı, nasıl güldüğünüz edebinizi gösterir."

Tamam, elbette ki bir Nasrettin Hoca fıkraları değil ama en azından gençlerimizin tamamını şaka diye küfrü bellemediğini de gösteriyor. Bu kitabı değerli kılan şeylerden biri de bu kanımca; küfürden, argodan uzak bir mizah hedeflemesi. Bu yönüyle 7'den 70'şe herkese hitap eden ve arkadaşlarınızla birbirinize yapabileceğini veya sosyal medyada paylaşıp bol bol beğeni alacağınız ( :D ) şakalar sizi bekliyor. 

Kitabın oldukça ilgi gördüğünü ve ilk baskısının tükendiğini de söylemeden geçemeyeceğim. Başarılarının devamını dilerim Kader ablacım. Bu güzel kitap için teşekkür ederiz. :)

Beni güldüren şakalardan birkaçı:

"Silgi, doğada 300 yıl, sınıfta 10 dk.'da kayboluyor." (Sadece silgi değil kalem de; tecrübe edilmiştir. :D )

"Boş kağıt verdim, kanka." havasında olan öğrencilerden biri de bendim. Elbet boş kağıt değil de kötü geçti be deyip en az 60- 70'i çakıyordum. Kısacası bu tarz şakalarda kendimi gördüm. :D 

Ayrıca İngilizce bölümünü ayriyeten sevdim; zaten iki dil arasındaki telaffuz benzerliği hep eğlenceli ve etkileyici gelmiştir.  (HappyMiss Car TheShe's= tuttum bunu :D )

Yalnız sanırım ilk şakada bir hata var; yav he he'nin çevirisi olarak yavsheshe denmiş ama yavhehe olması gerekmez mi? Veyahut ben şakayı anlamadım, o da ihtimal. Biri beni aydınlatsın. :D 

 (Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)
31 Mart 2017 Cuma | By: YeniAy M.

Tarih Tıbbı Konuşturdu - 2

   "Tarihin tozları arasında gizemli hastalık ve ölümlerin izinden ilerlemeye devam ediyoruz."



KÜNYE

Yazar: Talha Uğurluel - Muammer Kayatekin
Yayıncı: Timaş Yayınları
Sayfa: 224 
Baskı Yılı: 2017 (2. Baskı)

TANITIM BÜLTENİ

Tarihte yaşanmış birçok gizemli olayı tıp bilimiyle açıklamak amacıyla başlanan "Tarih Tıbbı Konuşturdu" serüveni ikinci cildiyle hızını kesmeden devam ediyor. Tarihi sevdiren adam Talha Uğurluel ve tıp doktoru Muammer Kayatekin, yüzyıllardır neden ve sonuçları merak edilen birçok tarihî olayı, tıbbî arka planlarıyla anlatıyor. 
  • -Semud kavminin başına gelenler! Yüksek ses insan öldürür mü?
  • -İlkçağdan günümüze Maraton; çatlayıncaya kadar koşmak ölüm sebebi midir?
  • -Zehir insan vücudunu nasıl etkiler?
  • -Kılıçlardaki kan oluklarının sırrı nedir?
  • -Tarihten bugüne maden kazalarında insanlar neden ölüyor?
  • -Osmanlı Delileri; insan eli silah haline gelebilir mi?
  • -Sultan Abdülaziz intihar mı etti, öldürüldü mü?
  • -Mustafa Kemal Atatürk zehirlendi mi?
  • -Hitler'in tıbbi savaş hileleri nelerdi?
  • Birçok esrarengiz olayın ve sırlı ölümün ardındaki sır perdesi ilk defa aralanıyor. Hiçbir yerde göremeyeceğiniz birçok resim ve renkli tasarım, yine mukayeseli anlatım eşliğinde mükemmel bir tarihî şölen…
İlk kitabını okuduğum kitabın üstünden  en az 1 ila 1,5 sene geçti sanırsam. 2. senesindeyim yani. Doğrusunu söylemek gerekirse 2. kitabını çıktığını duyunca o kadar ilgimi çekmedi. Ben daha çok tarihi farklı alanlarıyla ilgilendiğimden sanırım tarihsel hastalıkların tarihi ve gizemiyle çok ilgilenmedim. Lakin bir dostum yazar Meryem Seyda Parlak'ın istediği bir kitap olduğu için temin ettim ve hazır elime de geçmişken okumak istedim.

İyi ki okumuşum. Oldukça ilginç bilgiler öğrendim ve elbette tarihsel bir çok bilgiyi de Talha hocam eksik etmemiş. Elbette yine o kendine has harika tarzıyla. :)

Kitapta Sultan Abdülaziz'in ve Atatürk'ün öldürülüp öldürülmediğine ve Hitlerin tıbbi savaş hileleri ve kendi sağlık sorunları; son dönemlerindeki garip ve dengesiz davranışlarının sebebi gibi nice tarihsel hastalık ve olaya değinmiş.

Sultan Abdülaziz konusunda konunun ilgilileri zaten belli bir kanaate sahipler ama burada bahsedilen tıbbi gerekçelere bakarak şüphesi olan varsa da şüphesi ortadan kalkacaktır.

En çok konuşulan konulardan biri de Atatürk öldürüldü mü yoksa öldürülmedi mi? konusuydu. En muamma olay bu. Doğrusu seveni ve sevmeyenlerinin ağzından bile "Öldürüldü!" dediğini duyduktan sonra burada da böyle bir sonuç ve gerekçeler sıralanacağından baya emindim. Sizce sonuç ne olmuştur? Bunun için kitabı okumanız gerekir. :) Yalnız Atatürk'ün sağlık sorunlarıyla ilgili baya bilgi sahibi oldum, adam neler yaşamış demeden geçemedim. Sadece yaşlılığı için konuşmuyorum. Sol gözü de gerçekten körmüş, onu öğrendim. Anneannem zamanında anama demişti o da bana demişti ama pek ihtimal vermemiştim doğru hatırladığına (malum inciğine kadar bahsettikleri için okulda, bunu anlatmadan geçmezler dedim.) ama gayet keskin hafızalıymış anneannem bunu öğrendim. Özür dilerim anneneciğim! 

Hitlerin tıbbi savaş hileleri deyince baya ayrıntılı ve  bolcana noktaya değineleceğini falan sanmıştım. Biliyorsunuz adamın tıp konusunu kullanması; deneyleri vs. baya bir ünlü. Kendisi hakkında da az buçuk bilgi sahibi oldum. 

Kitapta Şehzade Cihangir'in rahatsızlığı ve benim en sevdiğim bölüm olan Osmanlı'nın çılgın birlikleri DELİLER'in Osmanlı tokadına kadar bir çok noktaya daha değiniliyor.

Bu güzel eser için Talha ve Muammer hocama teşekkür ederim.

(Soluk renkli fiyat, etiket fiyatıdır. Üstündeki ise internet fiyatıdır.)